Sorumlu reklamcılığa adanmış 25 yıl: RVD

PAYLAŞ

Yaptıklarıyla Türk reklam sektörünün önünü açarak büyümesine katkı sağlayan Reklamverenler Derneği (RVD) bu yıl 25’inci yaşını kutluyor. Derneğin sektöre katkılarını ve gelecek dönem vizyonunu konuşmak üzere bir araya geldiğimiz RVD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Pura kimi zaman kızarak kimi zaman heyecanla ama hep umutla anlatıyor derneğin hayallerini. “Ölçersen, eğitirsen, şeffaflığı sağlarsan Türkiye reklam pazar 5 milyar dolara ulaşır” diyen Pura, “İletişim ve Reklam Federasyonu”nun kurulmasının da sektörünün önünü açacağı görüşünde…

Reklamverenler Derneği geride bıraktığı 25 yıl­da nasıl bir anlayışla faaliyetlerini gerçekleş­tirdi?

Reklamverenler Derneği’nde (RVD) yöne­timler görevlerini devrederken dile getiril­meyen ancak bir geleneğe dönüşmüş du­ruşunu da bir sonraki yönetime devreder. RVD geride bıraktığı 25 yıl içinde etik de­ğerlerine düşkün, sorumluluğunun idrakı içinde, ticaretten öte sektörün gelişimi adı­na bir araya gelmiş gönüllülerin oluşturdu­ğu bir sivil toplum örgütü haline geldi. Bu süreç içinde etik değerlerimizden ve payla­şımdan hiç taviz vermemişiz hatta sektör paydaşlarıyla her geçen yıl paylaşımımı­zı artırmışız. Daha da önemlisi hem özel sektördeki paydaşlarımızla hem de kamu kurumlarıyla en yüksek seviyede güvene dayalı bir iletişim kurmuşuz. Bu da onurlu bir 25 yıl tarifidir.

RVD olarak bu yıl bir “25. yıl kitabı” da hazırlıyorsunuz. Böyle bir kitap yazma fikri nasıl çıktı ortaya?

Pek çok alanda olduğu gibi reklamcı­lık alanında da bir arşiv yoksunluğu var. Kimi dostlarımızın yazdığı kitaplar, oluş­turduğu belgeler vardı ama bir bütünü temsil etmiyordu. Biz de bu ihtiyacı kar­şılamak ve RVD’ye bir arşiv kazandırmak amacıyla geride bıraktığımız 25 yılın bir tarifini verebileceğimiz 25’inci yıl kitabını hazırladık. Çalışmaya amatörce başladık ama profesyonelce devam ettiriyoruz. Ki­tapta “sorumlu reklamcılığa adanmış 25 yılı” yaratan, sürdüren ve yönetenlerin söylemleri var. Geçmiş dönem başkan­larıyla söyleşiler, sektör paydaşı dernek­lerin başkanlarının söylemleri de kitapta yer alıyor. Daha sonra yazılacak kitaplara da temel teşkil etmesini amaçladığımız 25’inci yıl kitabı 24 Mayıs’ta gerçekleştire­ceğimiz 25’inci yıl gala yemeğinde sektör temsilcileri ve dostlarımızla paylaşmayı planlıyoruz.

Geride bırakılan 25 yılda RVD’nin sektöre katkıları neler oldu?

RVD bu 25 yılda pek çok önemli adım attı. Örneğin Dünya Reklamverenler Federas­yonu’na RVD’nin üye olması önemli bir vizyondur. Kim düşündü ve bunu gerçek­leştirdiyse helal olsun. 1994’te kurulan Reklam Kurulu’na reklamın hakiki sahibi reklemverenlerin üye olmadığını fark et­mek için 20 sene beklemişiz. Ama bugün 29’dan 19’a inen üye yapısında RVD üyeler arasında yer alıyor. TV, radyo, basın, açık­hava ve dijital alanında ölçümlemelerle il­gili 25 yıldır RVD emek veriyor. 2010’dan bu yana basın dışında tüm ölçüm örgütle­ri tüzel kişiliklerine sahip oldu. Biz de bu gelişmenin destekçilerinden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Ayrıca, Dünya Reklam­verenler Federasyonu’nun yönetiminde dört dönemdir görev almanın da Türkiye ve RVD açısından bir gurur kaynağı oldu­ğunu düşünüyoruz.

Global pazara baktığınızda reklam sektörünün önündeki en büyük sorunların neler olduğunu görüyor­sunuz?

RVD23 Mart 2017’de “İngiltere Reklamverenler Derneği”nin yaptığı toplantının notlarına baktığınızda, onların da bizim konuştuğu­muz sorunları konuştuğunu görürsünüz. Oysa geçmişlerine baktığımızda bizden 50 sene ileride olmaları gerekiyor. 300’ün üs­tünde üst düzey yöneticinin katıldığı kon­feransın gündem maddeleri “şeffaflık ve güvenilirlik”… Demek ki bu iki sorun artık global sorunlar. İngiltere’de dijitalin yatı­rımlar içindeki payı yüzde 52. Ama güven sorunu had safhada. Dijitalin Türkiye’deki pazar payı yüzde 24, dünya genelinde ise yüzde 33… IAB’nin başkanıyken söyler­dim: “Kontrol edilmeyen büyüme büyüme değildir.” Bugün reklam dünyası dijitaldeki olumsuzlukları konuşuyor. Reklam yatı­rımlarının yüzde 52’si dijitalde olan İngil­tere bile bu sorunlardan söz ediyorsa bizim çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Dün­yada da reklam sektörünün büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri şeffaf­lık. Reklemverenin, medyanın ve reklam ajansının her türlü bilgi ve ticari alışveri­şinin şeffaf olması gerekiyor. Reklamveren şeffaf olunmadığını düşündüğü anda frene basıyor.

Türkiye reklam pazarı için hayaliniz nedir? Pazarın büyüme hedefi ne ol­malı sizce?

Dünya reklam yatırımları içinde Tür­kiye’nin payı binde 4. Biz diyoruz ki bu yüzde 1 olabilir. Çünkü yüzde 1 dediğiniz 5 milyar dolara denk geliyor. Geçtiğimiz yıl 2,5 milyar dolarlık bir pazarımız vardı, dolar yükselince 2,1 milyar dolara geriledi. Dünyadaki reklam yatırımlarını inceler­ken İsrail örneğiyle karşılaştık. İsrail’in 2016 reklam yatırımları 5,4 milyar dolar. Oysa nüfusu 8.5 milyon… Yeni bir formüle gerek yok çünkü formül ortada. Ölçersen, eğitirsen, şeffaflığı

Tüm mecralar ölçümleniyor ancak derneklerin açıkladığı veriler arasın­da uçurum var. Özellikle de açıkhava ve radyoda… Bu farklılığın kaynağı nedir?

Haklısınız, rakamlar birbirini tutmuyor. O sebeple Reklamcılar Derneği ile birlikte tereddütleri ortadan kaldırmak için bir ça­lışma grubu oluşturduk. Reklamcılar Der­neği yaklaşık 20 yıldır sektörel rakamları açıklıyor ki bu da doğru bir durum. Ama diğer derneklerin açıkladığı rakamlarla da çelişmemeli.

Bundan 3-4 yıl önce dijitalde farklı rakam­lar açıklanıyordu. Bu yıl rakam farklılığı açıkhava ve radyoda oluştu. Biz reklamve­renler olarak yatırdığımız paranın hangi mecralara, hangi alt kırılımlarla yatırıldığı­nı görmek istiyoruz. Art niyet barındırma­yan bu sorunu bir uzlaşı içinde çözmemiz gerekiyor. Çünkü rakamlarda uzlaşma gü­ven getirir. Biz 6 yıl önce mecralar ölçüm­lenmeli diyorduk bugün bu ölçümlemeler birleşsin diyoruz.

RVD olarak kamu otoritesinden bek­lentileriniz neler?

Bizim görevimiz kamu otoritesine Türkiye reklam sektöründe yatırımların artırılması yönünde mesaj vermek ve destek sağlamak, ki istediğimiz destek de maddi değil ma­nevidir. Görevimiz yasaların hazırlanması konusundaki iş birliklerini talep etmek ve yurt dışındaki ilişkilerde bu gücü sağlamak olmalı. Bilinen gerçek odur ki reklam sek­törü gelişmiş ülkelerin ekonomik tabloları da hep olumludur.  sağlarsan bu pazar 5 milyar doları bulur. Çünkü Türkiye pa­zardaki ulusal ve global markalarla, ihra­catıyla bu potansiyele sahip. Ama günlük kısır tartışmalar ve günü kurtarma telaşı bunu engelliyor. Türkiye’de reklam pa­zarının 2,1 milyar dolar olması bir ironi. Yazıklar olsun… Oysa tüm mecralarımız teknoloji anlamında en üst seviyede. Açık havada kullandığımız ölçüm metodu bile sadece 17 ülkede var. Her şeyimiz varken pazarın neden büyümediğini iyi analiz et­mek gerek.

PAZARI BÜYÜTMEK ŞART

RVD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Pura

“Reklamverenler Derneği Türkiye’yi, Dünya Reklamverenler Federasyonu’nda temsil ediyor ve orada önemli bir konuma da sahip. Ama yetmez. Daha güçlü bir birliğe ihtiyaç var. Şimdi biz İngiltere Reklamverenler Derneği’ne kardeş kuruluş olma çağrısında bulunmaya hazırlanıyoruz. Çünkü dünya reklam yatırımlarının yüzde 54’ü üç ülkeye ait: Amerika, Çin ve İngiltere… Türkiye ise daha binde 4’te. Bu rakamı yükseltmek lazım. Bu pazarlardan öğreneceğimiz de bu pazarlara öğreteceğimiz de önemli şeyler olabilir. Ayrıca, Anadolu’daki ve İstanbul’daki yerleşik tüm paydaş örgütlerinden oluşan bir İletişim ve Reklam Federasyonu oluşturulması da önemli bir hedefimizdir.”

Sektör dergileri adil olmalı

Reklamverenler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Pura dernek olarak sektör dergilerinden beklentilerini üç başlık altında ifade ediyor:

➞ Yayınların dopdolu olması gerek. Çünkü hazırlanan bir sayfa belki de okuyanın kariyerine çok ciddi katkı sağlayacak. Önemli olan sayfa doldurmak değil kaliteli içerik üretmek olmalı.

➞ Sektör dergilerinin sektörün büyümesine engel olabilecek konular hakkında avazı çıktığı kadar bağırması gerekiyor.

➞ Eğer sektör dergileri yarışma ve ödül gibi konulara girmişlerse, asli görevleri diğer yarışma yapan taraflara da örnek olmak adına en yüksek seviyede denge ve adaleti sağlamak olmalı.