Yabancılar kapıda ama şirketi satmayacağım diyor

Beşiktaş’ta 1985’te küçük bir dükkânda taahhüt işleri yapan ticarethaneden bugün “dünya markası” olacağım diyen ODE’yi ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan’ı 15 yılı aşkındır tanırım.

1990’da ithalat, 1996’da üretim ve 2001’de de üretimle büyüme kararı alan şirket, 2008’de kendi alanında en büyük girişim sermayesini de alarak üretimin yanı sıra depolama ve dağıtım konusunda ilkleri başarmış. ODE’nin “O” harfi Orhan Turan’ın ticaretten tüccarlığa, işadamlığından sanayiciliğe geçişine tanıklık ettim. ODE’nin geldiği yer ve Orhan Turan’ın bizzat kendisi benim için de adeta bir vaka. Isıpan, membran, kauçuk köpüğü, camyünü ve türevleri yalıtım malzemeleri üretimi yapan şirket, farklı coğrafyalarda 68 ülkeye ihracat yapıyor ve ağırlıklı kapsadığı alan dikkate alındığında bölgesel bir güç olarak kabul ediliyor. ODE, Turquality’nin bu sektörde desteklediği tek şirket.

ODE Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan’ı yakından tanıyanlar hayallerini, hayallerinin sınırsızlığını bilirler. Bu iddialı duruş ona, “2015’te bir dünya markası olma hayalimize daha da yakınlaşmış olacağız.” dedirtiyor. Diyor çünkü ODE, 2013’te sektör ortalamasının çok üstünde yüzde 60 büyümüş. ODE’nin kurumsal söylemi “Yalıtımın geleceği” olarak belirlenmiş. Turan, “Hedef 2018!” diyor ve “Yaptığımız 5 yıllık stratejik hedef planıyla yüzde 175 büyüyeceğiz.” iddiasını tekrarlıyor.

Dünya markası olmak için güç birliği yapmak şart

Başkan Turan, bir dava adamı. Sadece kendi kuruluşu için değil sektörel kurumsallaşma için de çabası var. İZODER, BİTÜDER, XPSDER gibi sektör derneklerinin hem kurucusu olmuş hem de yönetim kurulu üyeliği yapıyor. 2 dönem İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nin (İMSAD) Yönetim Kurulu başkanlığını da yapan ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan’ın çabası kredili kuruluşlarca hem kişisel hem de kurumsal ödüllerle taçlandırılmış. 2008 yılında Enst&Young tarafından Yılın Girişimcisi seçilen Turan, Türkiye’yi Monaco’da da temsil etmiş. TÜSİAD-SEDEFED ve Sabancı Üniversitesi’nin 2014’ün en rekabetçi şirketi olarak tanımladığı ODE, epeydir yönünü yurtdışına çevirmiş. Başarının gerisinde kurumsal yönetime inanmışlık olduğunu tekrarlıyor ODE Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan. Mavi ve beyaz yakalı eğitimlerinin yanı sıra dünyadaki yönetsel değişiklikleri izlemek üzere her yıl üç yöneticiyi yüksek lisans, master ya da doktora için üniversiteye gönderiyor. Elbette böylesine hızlı ve kârlı büyüyen şirketin izleyenleri de çok oluyor. ODE’nin yönetim modeli kıta ötesinden takip eden Univercity of Denver Amerika’nın MBA öğrencileri vaka çalışması için geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelmiş. Başkan Turan “Gurur vericiydi.” diyor.

Peki, yabancı yatırımcılar gelip gidiyorlar da ODE’yi satın almak için teklif getirmiyorlar mı? “Pek çok kez.” diyor Orhan Turan. Ancak üniversitelerde yaptığı konuşmalarda öğrencilerin, “Satmayın, bir Türk şirketi olarak kalın.” ısrarına verdiği cevabı bize de tekrarlıyor: “Tam tersine yabancı şirket satın almayı düşünüyorum. Bir yabancı ile 6 ay görüştük. Yüzde 10 al içeri gir, yüzde 49’a kadar satabilirim dedi. Ancak yüzde 75’in altında bir hisseyle şirket satın almayı düşünmem. İçeride ve dışarıda yatırımlara devam ediyor, ODE’yi satmayı düşünmüyorum!”

Teknolojiyle kartlar yeniden dağıtılıyor, kaçırmayın!

“KOBİ dolu Anadolu/Teknoloji Buluşmaları”nda farklı sektörlerden Ankara doğumlu 3 şirketin yönetim kurulu başkanı konuşuyor. 1923 doğumlu Eyüp Sabri Tuncer’den Engin Tuncer, 1991 doğumlu Makro Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Songör ve 1994 yılında henüz ülkemizde internet ağı yokken bir fikirden doğup bugün araç takip sektörünün lideri olan Mobiliz’in Yönetim Kurulu Başkanı Levent Aydoğan.

Başkanlar üç sorunun cevabını veriyor.

1- Başlangıçtan bu yana müşteri ilişkilerinde en çok önem verilen konular nelerdi?

2- Değişimi nasıl öngördünüz ve teknolojiyi nasıl kullandınız?

3- Teknoloji işinizi nasıl geliştirdi?

Farklı sektörlerden olmasına rağmen başkanların cevabı ortak noktalara sahip.

Engin Tuncer ailenin 3. kuşaktan temsilcisi, “İlk fiyat listesini, ilk promosyon çalışmasını ve bir daire parası ödediğimiz ilk teknolojik yatırımı EST yaptı. Etik değerler ve tüketiciye verilen sözlerin tutulması ise her zaman yol haritamızdı. Teknolojiyi satışlarımızı artıran bir araç olarak kullandık, kullanıyoruz. ‘İnternetten kolonya mı satılır?’ diyenlere en iyi cevabı 1 milyon 200 bin TL satış yaptığımız sitemiz veriyor.”

Şeref Songör, binlerce eşiti arasından Makro Market için farkındalık oluştururken tüm kardeşlerin güç birliği yaptığını söylüyor ve “Tüketicilerimizin ne söylediğini anlamak en önemli başlangıç noktasıydı. Kaliteli ürünü uygun koşullarda satmak marka vaadimizdi. Dün de bugün de bu sözümüzü tuttuk. İş Bankası’yla birlikte sayısı 1 milyona ulaşan Makro Maximum Kart ile hem müşterilerimizin tercihlerini izliyor hem de pek çok avantaj sağlıyoruz. Satışın yanı sıra lojistikte teknolojinin bize sağladığı hız ve tasarrufu göz ardı etmiyoruz.”

Mobiliz, teknoloji içinde doğmuş yeni nesil şirketlerden. Levent Aydoğan, “Araç takip sistemlerinin geleceği boyutu kimse hayal edememişti. Oturduğu yerden araçları takip etmenin imkânsızlığı konuşulurken yurtdışında “telematik”in geleceğin teknolojisi olacağı söyleniyordu. Denetlenmesi en güç alanlardan biri olan araç takibi bu teknolojiyle kolaylıkla yapılıyor. Zaman, enerji ve insan kaynağı açısından müthiş tasarruf sağlanıyor.” diyor.

Bana kalsa hiç durmayın, teknoloji danışmanınızı çağırın, size neler yapabileceğinizi anlatsın derim. Teknoloji tüm şirketlere eşit fırsatlar sunarken bu kez fırsatı kaçırmayın!

Kaynak: Zaman

İLGİLİ HABERLER