Sosyal medya antipatisini bırakıp bilişime yoğunlaşsak

İnternet dünyayı her alanda yeniden şekillendiriyorken dijital dünyayı sadece sorun çıkaran sosyal medyaymış gibi görmek büyük yanılgı.

AB kendi dijital gündemini ilk kez bilişim üzerinden belirliyorken Türkiye de bu akıştan yararlanmalı. Henüz fırsat varken değerlendirilmeli. Yeni bir dijital devrimin bir kez daha geleceğini kim garanti edebilir ki?

Arap saçına dönen, pek çoğumuzun artık üye olma isteğini dahi yitirdiği Avrupa Birliği’nin kalkınma vizyon ve programlarının Türkiye için öneminin farkındayım. AB’nin üye ve üye olma sürecinde olan ülkeler için koyduğu ortak hedef bir yol haritası niteliğini taşıyor. Bu hedeflere ulaşmak için Türkiye’nin göstereceği fazladan çabanın ülkemize katacağı katma değeri göz ardı edemeyiz ancak daha da fazlası için konulan hedefe dikkat kesilip yeni fırsatların nerelerden doğduğuna dikkat kesilmeliyiz.

AB, 2020 yılına kadar ortak yaşam alanlarından bireyin refahına kadar uzanan bir yol haritasını çoktan çizdi bile. “Akıllı Büyüme” adı verilen programla sürdürülebilir ve katılımcı büyümeye odaklanılmış.

Programın 7 temel parametresi var;

20-64 yaş arası istihdamın yüzde 75’e çıkarılması

Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının yüzde 3 olması

Sera gazı salınımlarının yüzde 20’ye indirilmesi

Enerjinin yüzde 20’sinin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması

Enerji verimliliğinde yüzde 20 artış sağlanması

Erken yaşta eğitimi terk oranının yüzde 10’un altına indirilmesi

Nüfusun en az yüzde 40’ının lise eğitimini bitirme yaşının aşağıya çekilmesi.

Ayrıca hedefler bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilişkilendirilerek farklı bir katma değer daha oluşturulmuş. Üye ülkelerin dikkati teknolojiye çekilerek, “Avrupa İçin Dijital Gündem” belirlenmiş. Gündem bütünüyle bir sosyoekonomik kalkınma planı olarak düşünülmüş. Bu haliyle bile dikkatle incelenmeye değer.

Türkiye, Avrupa’nın gündeminden uzak kalmamalı

Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Başkanı Faruk Eczacıbaşı, “Avrupa dijital gündemini belirlerken Türkiye de AB planına uygun dijital gündemini belirlemeli, sürecin dışında kalmamalı.” diyor. Eczacıbaşı, bu söyleminin gereğini Türkiye Bilişim Vakfı, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), Türkiye Bilişim Derneği (TBD) ve Türkiye Elektronik Sanayicileri Derneği’nin (TESİD) bir araya gelerek oluşturulan Dijital Türkiye platformunun hazırladığı “Avrupa Dijital Gündemi ve Türkiye Raporu”na dayanarak açıklıyor. “Çünkü ülkemizin sürdürülebilir bir büyüme için daha rekabetçi olması, katma değeri yüksek üretim ve ihracata yönelmesi gerekiyor. Bütün bunların topluma fayda sağlaması ve bilişim de dâhil bütün sektörleri iyileştirmesi gerekiyor.” diyor.

Raporun ayrıntılarını konuşmak üzere yapılan toplantıda TESİD Başkanı Müjdat Altay ve TÜBİSAD Başkanı Kemal Cılız da bulunuyor. Başkanlar raporda 2001’den bu yana AB Uyum Süreci’ni izleyen Türkiye’nin AB’nin ekonomik ve sosyal reçetelerini uyarlayabileceği, bunu yapabilmek için öncelikle zayıf ve güçlü yanlarının listelenerek politika önerilerini sunması gerektiğinin altı çiziliyor. Raporda ayrıca yenilikçi girişimlerin çoğalması, ileri teknoloji ürünlerinin daha fazla üretilmesi ve ihracatın artırılması amaçlanmalı deniliyor. Bunun yolunun da bilişimin, inovasyon odaklı özelliğinin daha çok kullanılması olduğu ifade ediliyor.

Toplantıda Kalkınma Bakanlığı’nın, 2014-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı hazırlığından da söz ediliyor. Platform üyeleri, Dijital Türkiye Platformu’nun bu çabayı desteklediğini, neler yapılması gerektiğini araştırdıklarını ve raporda yapılması gerekenleri paylaştıklarını söylüyor.

Avrupa Dijital Gündemi’nde Türkiye’nin yeri nedir?

AB ilk kez ekonomik ve sosyal kalkınmanın “lokomotifi” olarak bilişimi seçmiş. Yazılım, bütün sektörleri “enlemesine kesen” ortak payda olarak öne çıkmış. Avrupa’daki akıllı, sürdürülebilir ve katılımcı büyümenin yazılımla gerçekleşebileceği vurgulanmış.

Avrupa Dijital Gündemi’nde, “AB Sayısal Tek Pazarı” kavramına dikkat çekiliyor. Özellikle Çin’in Avrupa pazarına egemen olmasını engellemek ve dışlayıcı politikalar geliştirebilmek amacıyla düşünülen bu yaklaşımdan Türkiye’nin olumsuz etkilenmemesi için, ulusal teknoloji politikasını AB ile koordineli hale getirmesinin aciliyetine dikkat çekiliyor. Ve “Türkiye için en büyük tehdit, AB pazarından dışlanmanın da ötesinde, küreselleşen dünyada iç pazarımızda bile rekabet edemez hale gelme riski. Özel sektörümüzün, AB ile ortak Ar-Ge faaliyetlerinin önemi burada ortaya çıkıyor.” deniliyor. Türkiye, 2002 yılında AB’nin Ar-Ge programlarının altıncısına üye olmuştu.

Türkiye Bilgi Toplumu Stratejisi çalışması 2006-2010 arasında uygulanmaya çalışılmış ancak hedeflenen başarının gerisinde kalmıştı. “Şimdi Türkiye’nin önünde, Avrupa Dijital Gündemi’yle birlikte yeni bir fırsat var.” diyen Eczacıbaşı, Dijital Gündem AB ülkelerinin koşullarına göre yerelleştirilebileceğini, bu yerelleştirilmeye, aday ülke Türkiye’nin de dâhil olduğunu söylüyor. Bu “yerelleştirme ve uyarlama” girişimi Dijital Türkiye Platformu tarafından üstlenilmiş.

Dijital dönüşümün bitimsiz bir biçimde devam ettiği günümüzde ülkemiz adına bir şans daha var. Özellikle yazılım gibi sermaye gerektirmeyen akıl ürünlerine yoğunlaşmak bir çıkış olabilir. Kamu ve özel sektör koşulsuz birlikte çalışmak durumunda. Dünya ekonomik kartları yeniden dağıtılıyorken bu kez dağıtılan kart olmamak için önceden masada yer almak gerekiyor.

Kaynak: Zaman

İLGİLİ HABERLER