Ne eski ne yeni, aynı coğrafyanın insanlarıyız

Kendimizi unuttuk. Ne kadar eğlenceli, toleranslı ve insanlara dokunarak iletişim kurmayı sevdiğimizi aslında onları sevmeye hazır olduğumuzu unuttuk.

Dışardan bakanların pek anlamadığı, anlamak için aramıza katıldığı, hatta kaldığı ne yeni, ne de eski aynı coğrafyanın insanlarıyız biz. “Yeni” kelime anlamıyla olumluluk çağrıştırsa da son dönemdeki kullanılış biçimiyle ayrıştırıcı olarak algılanıyor. Görüyorum ki ekonomide istikrar isteyen iş dünyası yeni ve eski ayrımı yapmadan yoluna devam etmek istiyor. İyi de yapıyor, biliyor ki ekonomide yerinde saymak karmaşa demek!

Belki içinde bulunduğumuz durum bana algıda seçicilik yaptırıyor belki de bir iletişim çalışmasına gereğinden fazla anlam yüklüyorum. Bırakın o da benim kusurum olsun. Son dönemde bizden halleri hicveden daha çok kampanya görmeye başladık. Daha da çoğunu görsek ne iyi olur. İnsanoğlu en çok kendine gülermiş. Bizi dışardan bir üçüncü gözle anlatan kampanyaları dudağında bir gülümsemeyle izlemeyen var mıdır?

Kendimizi yeniden sevebilir miyiz?

Anlatım dolaylı ama anlatılanlar doğrudan yani bizden. Hepsini bir arada görünce “Ne tuhafız!” dedim. Düşününce daha da çoğu geldi aklıma. 70. yılını kutlayan Yapı Kredi mesajını şube, istihdam ve mevduat büyüklüğünden vermek yerine günlük konuşma dilimize giren “Hizmette sınır yoktur” sloganına bağlamış. “Sınırsız ülkenin sınır tanımayan insanlarına hizmette sınır yoktur” mesajını veren banka tercihini şube, çalışan ve mevduat gibi çoğunluğun pek de ilgisini çekmeyecek sıkıcı rakamları sıralamak yerine çok kere keyifle izlenecek bir filme dönüştürmüş. Akıllıca. Çalışmanın farklı katma değerler oluşturabileceği de aklıma geliyor. Film önümüzdeki yıllarda da ortak hallerimizle devam etse ne iyi olur. Hem geniş bir külliyat oluşur hem de coğrafyamız insanını tanımak isteyenlere yol gösterici. Yapı Kredi’ye nice 70’ler.

Servet Bey karakteri Cem Yılmaz’a yakıştı

İş Bankası 90. kuruluş yıldönümünde de geleneği bozmadı ve Cem Yılmaz’ın başrolde oynadığı bir kısa film daha yaptı. Her ne kadar reklam kuşağında yayınlanıyorsa da çalışmaya ayrıntıları iyi düşünülmüş bir kısa film desek yanlış olmaz. Ben oyuncuların performansını ve senaryoyu beğendim. Mesaj daha çok diğer bankalara veriliyor gibi. Adeta “…mış gibi yapmıyoruz” diyor.

İş Bankası tüm yıl boyunca Cem Yılmaz ile hem kurumsal hem de ticari faaliyetlerde birlikte çalıştı. Anlaşılıyor ki en azından bu yılın sonuna kadar sanatçı bankanın marka yüzü olmaya devam edecek. Uzun vadeli çalışmalar elbette iyidir. Ancak bir de handikabı var. Cem Yılmaz gibi sevilen ünlüler yüzü oldukları markadan daha çok hatırlanırlar. Bir de yeri gelmişken soralım; normalde bir araya gelmesi mümkün olmayan “banka-üçkağıtçı tiplemesi” ne kadar başarılı oldu? Hâlâ ara ara devam ettiğine göre reklamın geri dönüşü iyi olmalı.

En bildik kırtasiye markaları bile Çin’de üretiliyor

Ağırlık okulda çünkü teknolojiyle birlikte ofisteki kırtasiye kullanımı giderek azalıyor. Ama unutmayalım ki kırtasiyenin tutkunları da var. Okullularımızın sayısı 17 milyon. Okul sezonu 2 milyar dolar olan kırtasiye sektörü toplamda yıllık 4 milyar dolara ulaşıyor. Kalem, defter demeyin 100 bin çeşidi ve 40 bine yakın perakendeciyle kırtasiye büyük bir ekosistem.

Kırtasiye sektörünün sorunları var ama en önemlisi sağlık açısından tehlike oluşturan ithal ürünler. Denetimsiz kimyasallar çocuklarımızın sağlığını tehdit ediyor. Özellikle Çin’den ithal edilen ürünlerin zararlarına dikkat çekiliyor. Bu durumda ithal ürünlerin daha sıkı denetlenmesi gerekiyor. Kırtasiye sektörü bir otokontrol mekanizmasıyla kendi ayağına kurşun sıkmamalı ve en önemlisi anne ve babalar satın alırken ürünün kaynağı konusunda daha duyarlı davranmalı. Aman dikkat çünkü en bildik markalar bile Çin’de üretim yaptırıyor. Son yıllarda tüketici bilincinin artması Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın konuya eğilmesini sağlarken güvensiz ürün oranı 2013’te yüzde 18’e kadar düşmüş. Bütün bu gelişmeler sevindiriciyse de anne ve babalara çok iş düşüyor.

Kırtasiyeyi NT bilir

148 mağazasıyla Türkiye’nin en büyük kitap ve kırtasiye zinciri olan NT’ler nabzı iyi tutuyor. Aile bütçesine ve çocukların zevkine uygun 40 bin çeşit ürün 6 ay önceden hazır ediliyor. 847 markanın satışını yapan NT’lerde okul sezonda 2 binden fazla eğitimli çalışan görev alıyor. 68 ilde çocukların nabzını tutan NT yönetimi 11 ilde yapılan araştırmaya dayanarak en uygun fiyatın mağazalarında verildiğini söylüyor.

Küçüklerimize farkında olmadan zarar vermeyelim

Aile bütçesine uygunluk elbette önemli ama özellikle çocukların kullanacağı kırtasiyede anne ve babalar CE ve İSO belgesi olan ürünlere yönelmeli.

Ağıza en sık değen silginin kanserojen madde içermemesine özellikle dikkat edilmeli.

Çanta vücut ağırlığının yüzde 15’ini geçmemeli. Ağırlık çocuklarda fiziksel rahatsızlıklara neden oluyor.

Oyun hamurları katkı maddesi içermemeli, çabuk kurumamalı, doğal malzemelerden yapılmalı.

Küçük yaştaki çocukların hamuru yutma, yeme gibi risklere karşın sindirimle dışarı atılanlar seçilmeli.

Makas küt uçlu, sağ ve sol ele yatkın, stoplu olmalı.

Yapıştırıcılar kesinlikle solvent içermemeli.

Suluklarda 1. sınıf plastik kullanılmalı. En büyük sorun kokuyken sıcakta plastikten suya bırakılan partiküllerin sağlığa zarar verdiği unutulmamalı.

Kaynak: Zaman

 

İLGİLİ HABERLER