Kids marketing ve sosyal sorumluluk

Ali GÜRAK

Çocuk iletişiminin içerisinde sosyal sorumluluk projeleri önemli bir yer ta­şıyor. Markaların bu projeleri viral hale getirmesi onları bir “Love Mark”…
PAYLAŞ

Çocuk iletişiminin içerisinde sosyal sorumluluk projeleri önemli bir yer ta­şıyor. Markaların bu projeleri viral hale getirmesi onları bir “Love Mark” haline de getirebiliyor. Sadece çocuklara yönelik markalar değil globalde ve Türkiye’de her sektörden marka çocuklara yönelik sosyal sorumluluk projelerine artık daha fazla ağırlık veriyor. Bu projelerdeki etkiyi zincirle­me düşünebiliriz; kişilerin bir amaç uğruna bir araya gelmesi ve bunun yayılması sosyal sorumluluk projelerinin yapı taşlarından birini oluşturuyor.

Önemli olan marka mı, sorumluluk mu?

Markaların kendi isim ve güçlerini kullanarak dünyayı daha iyi bir yer haline getirme­ye çabalamaları şüphesiz çok önemli bir adım ancak önemli bir konu daha var ki o da markanın kendi adını öne çıkarmadan amacını gerçekleştirmesi ve sosyal sorumluluk bi­lincinden uzaklaşmaması. Projeye katkıda bulunan kişilerin kafasında şüphe bırakacak pazarlama çalışmaları, projeyi amacından uzaklaştırabilir ve marka hiç beklemediği olumsuz tepkilere maruz kalabilir.

Yönetim ve üretimde bilinçli olmak da sosyal sorumluluk

Uzun zamandır sosyal sorumluluk alanına zaman harcamış markalar ellerindeki gücü bilinçli bir şekilde kullanarak ortak amaçta birleşen insanlarla birlikte birçok soruna çözüm bulabiliyor; gerek yönetimlerinde ve üretimlerinde bilinçli modeller geliştirerek gerekse insanları bilinçlendirmeye yöne­lik önemli projeler ortaya çıkararak… Örneğin çalışanlarıyla kurduğu gönüllü toplulukla maddi ve manevi bağışlar yapan ya da üretim süreçlerini dünyaya zarar vermeyecek şe­kilde geliştirmek için milyonlar harcayarak yeşil fabrikalar kuran markalar, hepsi yeni nesli olumlu yönde etkileyecek birer adım. Sonuçta dünyada oluşan sorunların büyük çoğunluğundan, biz insanlar ve tabii ki markalar sorumlu. Açlık, susuzluk, küre­sel ısınma… Bu konularda en savunmasız olanlarsa çocuklar.

Globalde çocuklarla ilgili sosyal sorumlu­luk projelerinin sürdürülebilir olması bü­yük önem taşıyor. Geçici bir çözüm üret­mek değil, çocukların hayatında karşısına çıkacak birçok sorundan birine odaklana­rak onu uzun süreli iyileştirmeye çalışmak bu tarz projelerde asıl amaç olmalı. Şirke­tin duruşu, yönetimi ve çalışanlarıyla sos­yal sorumluluk projesinin fikir çatışmasına girmemesi de projelerin başarıya ulaşma­larında önemli bir etken. Ve tabii, tüm ka­nallarını ve gücünü kullanarak; gerekirse şirket ortaklıklarını dahil ederek projenin başarılı olmasına yoğunlaşacak bir beyin ekibi olmazsa olmaz.

Önce temel ihtiyaç

Çocuk sosyal sorumlulukları denilince akla birçok farklı konuda da çalışmalar geliyor; eğitim, sanat, gelişim, eğlence… Ama tabii, hak verirsiniz ki bunların gerçekleşmesi için önce çözülmesi gereken konu; temel ihtiyaçlar. Birçok farklı firma tarafından destek verilen temiz su projeleri bu ko­nunun başında geliyor. Örneğin “Temiz su her çocuğun hakkı” diyen P&G’nin dü­zenlediği kampanya; PUR. Bu kampanya toz-su artıcısıyla bir milyardan fazla insan ve çocuğun temiz suya erişemediği geliş­mekte olan ülkelerde hayatları kurtarmak ve iyileştirmek için kullanılıyor. Her yıl bu bölgelerde iki milyonunu çocukların oluş­turduğu milyonlarca insan sağlıksız su ko­şulları nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Bu proje tifo ve koleraya neden olan bak­terileri, kimyasal ilaç ve ağır metaller gibi kirleticileri de önlüyor.

Global örgütlerle birlikte çalışan markalar

Dünyada her yıl 128 bin kişi önlenebilir bir hastalık olan yenidoğan tetanosu nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu konuda UNICEF ile bir çalışma yürüten Pampers yıllardır ihtiyaç sahibi ve risk altındaki anne ve ço­cuklara aşı ulaştırılmasını sağlıyor. Aynı zamanda bu alanda tüketiciler de destek veriyor. Tüketicileri kampanyanın içine dahil etmek her zaman katılımı arttırıyor. Bir paket Pampers aldığında bir anne ve bebeğe bir aşı belki de bir hayat bağışlamış oluyorlar.

Globalde sosyal sorumlulukla ilgili en çok ses getiren kampanyalardan biri ise Toms projesiydi. Markanın varoluşundan beri sahip olduğu iş modeli tüm markalara örnek niteliğinde: “Bir ayakkabı sana, bir ayakkabı ihtiyacı olan ço­cuğa.” One for One kampanyasıyla yetinmeyen Toms dijital ortamda da benzer bir kampanya yürüterek “Bir günü­nü ayakkabısız geçirebilir misin?” diye soruyor. Dünya çapında birçok ülkede gerçekleştirilen kampanyada kişiler senede bir gün düzenlenen bu etkinliğe ayakkabısız gidiyor. Gi­demeyenlerse belirli hashtag’lerle paylaşımlar yaparak etkinliğe sosyal medyadan katılıyor ve ayakkabı­ya ihtiyacı olan çocuklara ayakkabı sağlanmasına katkıda bulunuyor. Toms markası bu şekilde sadece ba­ğış yapmakla kalmayarak insanları iyilik projelerine dahil ediyor ve bilincin artmasını sağlıyor. Toms’un iyilik projeleri sadece ayakkabıyla sınırlı değil, artık satılan her Toms Kavrulmuş Kahve paketiyle bir insanın bir haftalık (140 litre) temiz suyunu karşılıyor.

Sadece marka değil birey olarak da bilinçlenmek

İster marka, ister birey olarak dünyaya gelecek nesli korumak ve onlara daha iyi bir dünya bırakmak bizim görevlerimiz arasında. Markaların oluşturduğu kimlik ve etkilediği büyük alan da bunu kullanmak için eşsiz bir fırsat. Daha çok marka ve insanın bilinçlenerek bu kampanyaları arttırmaları daima en bü­yük amaçlarımız arasında olmalı.

PAYLAŞ