İletişim sektörü seçimlere ne kadar hazır?

Ali SAYDAM

Ne yazık ki ya PR sektörü uzak durur siyasî iletişimden ya da siyasiler PR sektöründen… Oysa ciddi bir potansiyel vardır…
PAYLAŞ

Ne yazık ki ya PR sektörü uzak durur siyasî iletişimden ya da siyasiler PR sektöründen… Oysa ciddi bir potansiyel vardır bu alanda. İki tarafın da birbirlerine ihtiyacı olduğundan şüphe eden yoktur herhalde. Ancak tekil bir iki vaka dışında siyasi iletişim ya reklam ajanslarına terk edilir ya da çokbilmiş  eş dosta… Siyasiler de ya her şeyi herkesten iyi bildiklerinden ya da yaptıkları işi küçümsediklerinden olacak, PR ajanslarıyla çalışmayı akıllarına getirmezler.

Geçenlerde gazetedeki posta kutuma bir basın bülteni düştü. Üst başlık şuydu: “Ajanda PR’a yeni müşteri”… Bu kadar kötü bir üst başlık olmaz, diye düşünürken gözüm hepsi büyük harflerle yazılmış başlığa takılıverdi: “Türk Amerikan İş Adamları Derneği’nin İletişimi Ajanda PR’a Emanet”… Önce şöyle bir ukalâlık edeyim, diye düşündüm: İletişim itibarla ilgili bir meseledir. Bir kurumun itibarı namusudur. Namus başkasına emanet edilmez. Bir kuruluşun itibarından dolayısıyla namusundan en üst düzeydeki yöneticisi sorumludur. Bu sorumluluk başkasına devredilemez. Bu nedenle de “başkasına” emanet de edilemez.

Sonra Attilâ İlhan’ın Sanat Olayı dergisi yıllarında Karacan Yayınlarında birlikte çalıştığımız günlerde verdiği o ünlü “ders” geldi aklıma: “Bir film yönetmeni gibi bak meselelere. Tek ışıktan değil. Birkaç farklı yönden tutulmuş ışıktan. O zaman çok farklı şeyler görebilirsin!” Ben de öyle yaptım. O zaman Ajanda PR’ın bir başarısı olarak gördüm olayı. Uluslararası iletişim meselelerinde Türkiye’yi, ülkenin ihtiyaç ve taleplerini, dertlerini anlasalar bile içlerinde hissetmeleri hayli zor olan yabancılarla çalışma kolaylığına gidilmesi bir refleks haline gelmişken, bu işi bir Türk ajansının alması her türlü takdiri hak ediyordu.

Türkiye’de; İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde; Washington, Chicago ve New York temsilcilikleriyle Türkiye ve ABD arasındaki ticaret, ekonomi, finansman, sanayi ve benzeri konulara köprü görevi görmeyi hedefleyen Türk Amerikan İş Adamları Derneği Amerikan Ticaret Odası’na (TABA – AmCham) PR hizmetini Ajanda PR’ın verecek olması iyi bir gelişmedir.

Ajansın müşterileri arasında; Wyndham’ın Kalamış Oteli, Grand Pasha Ajanda PR, Golden Tulip Lefkoşa, Pasha International, Ida Costa Hotel Assos, Takım Tezgâhları Sanayici ve İşadamları Derneği, Tezmaksan Makina, Lina Kozmetik, Yelken Restaurant, Yeniköy, Artı Film, Soho Film, Artist Film gibi sektöründe öncü markalarıyla Barış Muslu ve Mesut Yar gibi isimler de yer alıyormuş.

Yolları açık olsun…

Aynı temenni duygusu, keşke önümüzdeki seçim döneminde çeşitli belediye başkanlarına, milletvekili adaylarına ve siyasi partilere hizmet verecek iletişim ajansları içinde söz konusudur. Ancak ne yazık ki ya sektör uzak durur siyasî iletişimden ya da siyasiler sektörden… Oysa ciddi bir potansiyel vardır bu alanda. İki tarafın da birbirlerine ihtiyacı olduğundan şüphe eden yoktur herhalde. Ancak tekil bir iki vaka dışında siyasi iletişim ya reklam ajanslarına terk edilir; ya da çokbilmiş eş dosta… Siyasiler de ya her şeyi herkesten iyi bildiklerinden ya da yaptıkları işi küçümsediklerinden olacak, PR ajanslarıyla çalışmayı akıllarına getirmezler… Bu fâsit daireyi kırma görevi PR ajansları ve iletişim danışmanlarına düşmektedir. Önümüzde her iki taraf için de müthiş olanaklar vardır… Yapılması gereken Attilâ İlhan’ın öğüdünü dinlemek ve farklı ışıklardan olaya bakmaya çalışmaktır.

Vodafone çalışanlarıyla “gönüllü”

vodafone

Çalışanları arasında gönüllülüğü teşvik etmek için yeni bir program başlatan ve gönüllülük çalışmalarını kolaylaştırmayı hedefleyen Vodafone, yılda 2 gün “gönüllü çalışma izni” verecekmiş. Çalışanlar, gönüllülük izinlerinde Türkiye Vodafone Vakfı’nın sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunacaklarmış. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Kalay, demiş ki: “Sosyal sorumluluk projelerimizle çalışanlarımız arasında duygusal bağ kurmak ve çalışanlarımıza farklı hayatlara dokunabilecekleri deneyimler yaşatmak istiyoruz. Çalışanlarımızın yüzde 60’ından fazlasını Y kuşağı oluşturuyor. Tüm çalışanlarımız Vodafone Gönüllüleri programına katılabiliyor. ‘Düşler Akademisi’nde eğitim gören gençlerin atölye çalışmalarında eğitmenlik yapabiliyor, ‘Yarını Kodlayanlar’ projemiz kapsamında proje katılımcısı çocuklara kodlama eğitimi verebiliyor, “Girişimcilikte Önce Kadın” projemizde kadınlara mentorlük vererek ekonomik hayata katılımlarına destek olabiliyorlar. Ayrıca çeşitli bağış kampanyaları organize ederek daha iyi bir gelecek hedefimize katkıda bulunabiliyorlar.” Çok heyecan verici… Bir tek şu “yılda iki gün” işini pek anlayamadığımı ya da yanlış anladığımı söylemeliyim. Geçenlerde “Belediye Yönetişim Karnesi” projesinin lansmanında karşılaştığımız Dr. Yılmaz Argüden kurucusu olduğu ARGE Danışmanlık ve Argüden Yönetişim Akademisi’nde yıllardır çalışanların haftada bir gün kâr amacı gütmeyen sosyal sorumluluk alanlarından birinde çalışmasını sağladıklarından söz etmişti. İyi daha iyinin düşmanıymış, derler…

PAYLAŞ