Hesap ve çarşı meselesı…

Ali SAYDAM

Yakında yeni bir seçim var. Siyasi iletişim yine ön plana çıkacak. Evlere şenlik bir sürü gaf işiteceğiz demektir bu. Kılıçdaroğlu gerekli…
PAYLAŞ

Yakında yeni bir seçim var. Siyasi iletişim yine ön plana çıkacak. Evlere şenlik bir sürü gaf işiteceğiz demektir bu. Kılıçdaroğlu gerekli belgeleri tamamla­mayı unuttuğu için bir keresinde oyunu kullanamamıştı. Bir seçim döneminde de halkın “devlet memurları” dendiği zaman neyi, hangi kavramları anımsadıklarını dü­şünmeden, “Ben 22 yıl devlet memurluğu yaptım. Bilirim bu durumları” deyip dur­muştu.

“Evdeki hesap neden çarşıya uymaz?” Bu soruyu konferanslar sırasında sıklıkla so­rarım. Genelde doğru yanıt bulur katılım­cılar: “Ya hesabı doğru yapmamışızdır ya da çarşıyı bilmiyoruzdur”… Ocak ayının ikinci haftasında muhteşem bir sunuma tanık oldum. Big data, data mining gibi kavramlar bana biraz da bi­lim-kurgu terminolojisinin parçaları gibi gelirdi. ABD’deki son Başkanlık seçimle­rinde bu yöntemin bir kısmı kullanılmıştı. Kullanılan siyasi argümanların seçmene, çeşitli segmentlere “geçip geçmediği” ya da iletişimcilerin deyişiyle “çalışıp çalışma­dıkları”, sosyal medya ortamında yapılan analitik analizlerle kısa zamanda ortaya konuyor, “çalışmayanlar” hemen değiştiri­liyordu.

Siyasi iletişimde bulanık suda el yordamıy­la balık avlama durumu artık tarihte kaldı. Bir arkadaşımız internet ortamında dola­şan aşağıdaki tespitleri görmüş bize gön­dermiş. Unutmuşuz. Hatırlamakta yarar var:

– Süleyman Demirel, “Genelevleri kapata­lım da millet bizi mi sevsin?” diyeli 44 yıl oldu.

– Güzeldere Köyü Muhtarlığı siyasetçilerin köye girmesini yasaklayalı 13 yıl oldu.

– Tansu Çiller, “Cenabı Allah’ı size emanet ediyorum!” diyerek miting alanındakilere büyük bir sorumluluk yükleyeli 21 yıl oldu.

– Kaya Çilingiroğlu, Ferrari’ye binerken “Ferrari’yi yeni mi aldınız?” sorusuna “Siz Feraye’yi nereden tanıyorsunuz?” diyeli 10 yıl oldu.

– Meclis Spor kimsesiz çocuklarla yaptığı moral maçını 3-2 kazanarak çocukları ağ­latalı yedi yıl oldu.

– Meclis Spor, Engelliler Haftası kapsamın­da görme engellilerden oluşan takımı dost­luk maçında 7-3 yeneli altı yıl oldu.

– Çorum’da Hayvanları Koruma Derneği açılışında kurban kesileli dört yıl oldu.

– Kırşehir’de komşusunun tavuğuna teca­vüz eden adam, yakalanınca “sadece arka­daşız” diyeli dört yıl oldu.

– Japonya’daki 8,9 büyüklüğündeki dep­remde camdan atlayan tek kişi bizim mil­letten biri çıkalı dört yıl oldu.

Şubat ve Mart aylarında kimin hesabı iyi yaptığını, kimin çarşıyı sürekli test edip daha da iyi tanımaya taşıdığını göreceğiz.

Yakın geleceğe ne kadar hazırız?

Bizim Bersay İletişim Enstitüsü’nün Ge­nel Koordinatörü Prof.Dr. Ali Murat Vural Hoca, hiç boş duramaz. Özellikle de konu uluslararası konferanslarsa… Davos Dünya İletişim Forumu’na iki kere, bir kere İsviç­re’ye, bir kere Şili’ye, ikinci kez de Kuala Lumpur’a tebliğ sunmak üzere davet edil­dikten sonra, bu sefer mücadelesini verip İstanbul Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Davos Dünya İletişim Forumu’nu İstan­bul’a aldırmayı başardı. 15 Temmuz yeni olmuştu. Buna rağmen dünyanın dört bir yanında konuşmacılar koşup geldiler. Da­vos Dünya İletişim Forumu’nun Türkiye’de de iletişimini İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi gayet düzgün yaptı. Ata Holding, Etkinlik Yönetimi Şirketi Arbeta, Invenu­ra, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, Sabah gazetesi, THY ve TRT’nin ciddî şekilde des­tekledikleri Forum’a bizim iletişim profes­yonellerinden kaç kişi katıldı dersiniz? Hadi biraz abartarak söyleyelim: 15-20 kişi.

İstanbul Üniversitesi olayın büyüklüğü­nü göz önüne alarak Fen Fakültesi’nin devasa salonunu tahsis etmişti. İstanbul’da kendisine “Ben iletişim profesyoneliyim” diyen herhal­de şöyle bir 10 bin kişi vardır. Bunların yüzde 10’u “Dünyada ne olup bitiyor, kendimi gelecek için nasıl hazırlarım?” kaygısına düşse, bin kişi eder. O da salonu bir hayli doldurur diye dü­şünmüş olmalılar.

Bizim profesyonellerin bir şey bilmediklerini, işin kötüsü bilmediklerini de bilmediklerine bir kere daha tanık olmak hasbel kader onca yıldır iletişim profesyonellerin kendilerini ye­tiştirmelerine destek olmaya çalışan biri ola­rak, acı vericiydi.

İşte Ali Murat Hoca’nın Davos Dünya İletişim Forumu’ndan arkadaşı Sean Gardner’ın kendi­sine gönderdiği bir grafiği bana yollamış. Bir araştırma bu. O toplantıya katılanlardan daha çok kişinin bu grafiğe bakıp kendisine bir ders çıkaracağını ümit ediyorum.

Araştırma tüm dünyada CIO’ları (Chief Infor­mation Officer’ların) buluşturan en önemli etkinlikte Gardner Symposium ITexpo’da yapılmış bir sunumdan alınmış bir grafik.

Ali Saydam 2410 CEO ve üst düzey yöneticiye sormuşlar: “İşinizi geliştirmek için gelecek beş yıl içinde en çok yatırım yapmayı düşündüğünüz beş alan hangisidir?”

  1. sırayı e-ticaret alacaktır, diye düşünürdüm. Oysa net cevap: Dijital pazarla­ma. E-ticaret 2’de. Müşteri deneyim yönetimi 3’te. Sonra sıralama 4. İş ana­litiği, 5. Bulutta geliştirilen işler, 6. Büyük veri ve bilimi, 7. Büyük kuruluş­ların mobil ortamda işletmesi, 8. Tedarik zinciri, 9. Mobil ticaret (Doğrudan müşteriye teslim), 10. Üretim maliyetleri analitiği, 11. Geliştirilmiş raporlama. Yan kolonda ise yüzde 20’nin altında kullanılmış olan alanlardan söz etmişler. Onlar da ilginç konular…

Şimdi iki soru şu:

  1. İletişim profesyonelleri ki bu dergi birinci derecede onlar için çıkar, müşte­riler tarafından önceliklendirilecek bu alanlarda iletişim konusunda “oyunda kalmak” adına kendileri için hangi iş modellerini geliştireceklerini düşünüyor­lar mı?
  2. Yine “oyunda kalmak” adına kendi alanlarında yukarıdaki yatırım başlıkla­rından hangilerine bu sefer kendi verimlilik ve rekabet avantajları adına yatı­rım yapmayı planlıyorlar?

Bu iki soruya verilecek yanıtlar da bizim profesyonellerimizin gelecek tasarım­larını belirleyecek, dersek abartmış olur muyuz?

PAYLAŞ