‘Her şey dahil’ Türk turizmini dejenere etti

Sirkeci otellerinin Türkçe’ye düşkünlüğün simgesi olarak girmesinin nedeni eski Türk filmleri.

Bakmayın Zeytinburnu’na gönderilene kadar şehirlerarası ambarların işgalinde olduğuna. 1950’lere kadar çoğunlukla Musevi vatandaşların oturduğu şirin bir sahil köyüymüş. Uzun zamandır Sirkeci tarafına yolum düşmemişti. Küçük Oteller Derneği Başkanı Faruk Boyacı bölgede gerçekleşen değişikliği göstermek üzere davet edince otantik yapı korunarak dönüştürülen pek çok yapı gördüm. 1988’den bu yana Sirkeci’de otelcilik yapan Boyacı, bölgedeki kentsel dönüşüme de liderlik ediyor. Küçük Oteller Derneği ise 1,5 yıl önce kurulmuş. Yüksek standarda sahip küçük otelleri üye olarak kabul eden derneğin asli amacı sayıları 5 bini bulan küçük otellerin standardını yükseltmek. Ülkemizdeki küçük otellerin turizme katkısı 1 milyar Euro büyüklüğünde. Başkan Boyacı, turizm girdilerinin artabileceğini, katma değerli yenilikçi yaklaşımların gerekliliğini ve 30 yıldır turizmde söz sahibi olanların “her şey dâhil” diyerek aynı hataları tekrarladığını söylüyor.

Kasaba büyüklüğündeki tatil köylerinde tatil yapmaktan memnun olanlar oralara gitmeye devam ededursun küçük oteller kendilerine Türk konukseverliğini gösterecek bir pazarlama stratejisi belirlemiş. Geleneksel misafirperverliğimizi paketleyip satıyorlar. Küçük otellere araştıran, deneyimlere, yorumlara önem veren ve her yıl başka bir bölgede gezmek isteyen yüksek eğitimli insanlar geliyor. Bu nedenle küçük otellerin pazarlaması biraz da “ağızdan ağıza” biçiminde oluyor. Sanayi tipi otelciliğin, ‘Her şey dâhil!’ yaklaşımının Türk turizmini dejenere ettiğini söyleyen Boyacı, “Günlük 10-15 dolara kalan turistin ülkemize katkısı yok. Katma değerli ürün ve hizmetler yaklaşımı küçük otellerde mümkün.” diyor.

Faruk Boyacı, internetin, küçük otellere ulaşımı artırdığını da söylüyor. Küçük Oteller Derneği’nin kurulmasının pek de kolay olmadığını sözlerine ekleyerek, “Bizim otellerin kendine has bir enerjisi var. Kontrolsüz büyümenin Türk turizmine olumsuz yansımaları olacağından yola çıktık. Önce 2 yıla yakın birlikten doğacak güçten söz ettik ve ölçek ekonomisinden kaynaklanan pazarlama yatırımları gibi konulara birlikte çözüm aradık. Derneğimizin 250 üyesi bulunuyor.” diyor.

Yenilikçi turizm yaklaşımları için geleneklerimize bakmış

Faruk Boyacı’nın Sirkeci Mansiyon Oteli, tasarımı ve hizmetleriyle pek çok ödül almış. Otelin çalışanları daha iyi hizmet için motive edilirken konuklara da hiç beklemediği küçük sürprizler yapılmış. Misafirleri hemen odalarına göndermek yerine soluklanmalarını sağlayarak geleneksel ikramlarda bulunulmuş. Konukları semt pazarına götürüp birlikte Türk yemekleri pişirmişler. Geleneksel Kapalıçarşı gezisi yerine hanlardaki küçük imalatçılara götürmüşler. Boyacı, “Konukseverliğimizi gösterdik maya tuttu. Bütün bu çalışmaları sadece kendi otelimize bin kişi gelsin diye değil, Sirkeci kalkınsın diye yapıyoruz. Devletten bir şey beklemiyoruz. Dileğimiz dönüşümün sadece otellerle sınırlı kalmaması. Bölgeye girildiğinde konukseverlik hissedilmeli. Bütün bunlar ancak eğitimle başarılabilir.” diyor. Üyeleri için ortak rezervasyon sistemi de kuran dernek, büyük gruplar için çözümler de üretebiliyor.

“Sirkeci’deki değişimi kayıt altına almak lazım.” diyen Başkan Boyacı, dernek olarak bir de sözlü tarih çalışması yaptıklarını söylüyor. Hocapaşa’daki 50 yıllık esnaf lokantalarından söz ediyor. Sirkeci’yi yeniden tanımlamanın ve tanıtmanın gerekliliğine dikkat çekiyor. Sirkeci Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği ile bölgesel eğitim çalışmaları yapıldığını söylüyor. Bölge sürprizlerle dolu. Sirkeci Mansion Oteli’nin Gülhane Parkı’na bakan terasından park içindeki kafeterya görülmeye değer.

Armudun sapı, üzümün çöpü, reklamın can sıkanı var!

-Son günlerde küçücük bir aksilik bile 40 yıllık müşteriyi azgın bir aktiviste dönüştürmeye yetiyor. Sikayetvar.com’un kurucusu Dr. Ömer Deveci ile sohbet ederken farklı gerekçelerle sitenin ne kadar çok ziyaret aldığını anlattı. Algıda seçicilik yaparak reklamlara kızıp şikâyet edenlerin olup olmadığını sordum. Tüketicinin aklını çelsin diye verilen reklamların bazen onları çileden çıkardığını söyledi. Son dönemdeki kampanyalara gelen şikâyetleri benim için listeleyebilecekleri sözünü de alınca karşıma bu listede yer alan markaların mutlu olmayacağı bir tablo çıktı.

Yorumları epey yumuşattım ama işte en çok şikâyet alan reklamlar ve gerekçeleri;

Çaykur; Didi’ci teyzeye tepkiler oldukça fazla ve listenin en başında. Şikâyet yorumlarında marka yüzü seçilirken bir araştırma yapılıp yapılmadığını soruyor hatta bazıları reklam çıktığında kanalı değiştirdiğini söylüyor. Şikâyet kişisel olabilir çünkü Didi’nin soğuk çay segmentini ne kadar büyüttüğü rakamlarla ortada. Şikâyetçiler cevap bekliyor.

TRT; Dünya Kupası yayınlarıyla belli ki izleyenlerini pek memnun edememiş. Ses kalitesi ve zaman senkronizasyonun yanı sıra en çok maç anlatıcılardan şikâyet almış. “Gereksiz muhabbet ediyorlar.” deniyor. Aradık ama sorumlulara ulaşamadık diyenler de var. TRT de şikâyete cevap vermemiş.

THY’nin; 24 Temmuz’a kadar 99 TL’lik fiyatlarından faydalanmak isteyen vatandaşlarımızın bu hayali gerçekleşmeden bitmiş. THY’ye mutlaka cevap vermesi gerek diye düşündüğüm bir şikâyet engelli bir yolcudan. Yolcu uçağa alınmamış hem de reklama konu olan Iğdır’dan. Ancak THY her iki tür şikâyete de cevap vermemiş.

Coca-Cola ve Pepsi Cola’ya kızanlar, “Promosyon reklamı yaptılar, vaat ettiklerine ulaşamadık.” diyorlar. Her iki şirket de tüketicilerine ulaşıp promosyonlarını ulaştırmış. Kolay mı, uluslararası şirketlerin yönetim stratejisi, şikayetler üzerinden ya da tam tersi müşteri memnuniyetiyle belirleniyor. Cevap vermeyen Çaykur, THY ve TRT’nin ise kamu kuruluşu olduğuna dikkat çekerim. Yorumu size bıraktım.

Kaynak:Zaman

İLGİLİ HABERLER