Dünyayı sarsacak 4 mega trend

Teknoloji, kullanıcılarına her gün yeni fırsatlar sunarken toplumu ve onun beklentilerini de dönüştürüyor. Yazılım devi Microsoft da bu dönüşüme kayıtsız kalamadı. Lideri olduğu alanda farklı konumladı. Nokia’yı da satın alarak “akıllı cihazların ve hizmetlerin lider şirketi” olmaya karar verdi. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, bu dönüşümü Boston Consulting’in 24 ülkede 4000 KOBİ ile yaptığı araştırmayı referans göstererek açıkladı.

İşte Microsoft’u dönüşüm kararına götüren bulgular: Teknolojideki evrim 10 yıldan 7 yıla düştü artık nesnelerin internetini konuşuyoruz.

4 mega trend mobilite, sosyal medya, bulut teknolojisi ve büyük veri teknolojinin kullanımını belirlerken müthiş fırsatlar sunuyor.

İş yapış biçimleri değişiyor, “yap sat” değil, “anla çözüm üret” dönemindeyiz.

Tüketiciyle bağlantı kurmak için iş dünyası artık teknolojiye daha fazla uyum sağlamak durumunda.

Bulut teknolojisi, işletmelerin verimliliğini artıracak. Bulut teknolojilerini benimsemeyen şirketlerin var olması imkânsız. Artık kapısız, duvarsız, mekânsız şirketler bulutta doğuyor.

2015’te bulut temelli 14 milyon iş fırsatı, 1,1 trilyon dolar iş hacmi yaratacak.

Yaklaşık 2 trilyon 570 milyar Euro olan dünya bilişim pazarında Türkiye’nin payı yüzde 1’in altında.

Türkiye’deki KOBİ’ler teknolojiyi yüzde 10 daha fazla kullansa 360 bin kişiye yeni istihdam doğacak. Gelirlerindeki yüzde 15 artış, ekonomiye 15 milyar dolar olarak yansıyacak.

Kadınlar, teknolojiyi çok daha hızlı benimsiyor ve şirketlerini teknoloji ile büyütüyor.

Microsoft 20 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de. İnovasyon merkezinden çıkan yeni şirketler ve Açık Akademi ile hayatını değiştiren insanlar Microsoft Türkiye’yi son 4 yıl içinde Microsoft tarafından 3 kez peş peşe “Yılın Ülkesi” seçtirmiş.

Microsoft’un kararı teknolojideki fırsatları görmek ve bu alana girmek isteyenler tarafından dikkatle izlenmeli. Bir kez daha Amerika’yı keşfetmeye gerek yok elbette.

Her 30 yılda bir kentsel dönüşüm yaşamak istemiyorsak!

“Türkiye’deki binaların yüzde 90’ı yalıtımsız” cümlesinden benim tek anladığım, sahip olduğumuz kıt kaynakların kullanımı açısından gayet müsrif, enerji verimliliği konusunda oldukça dikkatsiz olduğumuzdur.

Kaldı ki inşaat malzemelerinin bazı kalemleri konusunda merdivenaltı üretimin yüksek olduğu biliniyorken binaların depreme ne kadar dayanıklı olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Kentsel dönüşümün gerçek anlamıyla sosyal dönüşüm demek olduğunu unutmadan yeni yapıların doğal dokuya uyumu, estetiği, kaynakların doğru kullanımı da yine etraflıca tartışılmalı. Görünen o ki sektör, kentsel dönüşüm devam ettikçe büyümeye son hız devam edecek. Peki, ya bu hal ve gidişte kime hangi sorumluluk düşecek?

Sektörün büyüme rakamları geçtiğimiz yıl kamu kaynaklı yatırımlardan geldi. Türkiye yüzde 4 büyürken inşaat sektörü yüzde 7,1 ile neredeyse bu oranı ikiye katladı. Sektör şirketlerinin kentsel dönüşüm kaynaklı büyümesi devam ederken pek çok soruyu da beraberinde getirdi. Öncelikle sektörün tüm sorumlularının birlikte çalışması gerekiyor. Neden? Çünkü ülkemizde her 30 yılda bir deprem riskiyle kentsel dönüşüm yaşamak istemiyorsak malzeme üretenden müteahhide, kanun koyucudan denetleyene kadar birlikte çalışılması şart. Denetimsiz bırakılan alanlarda yaşamsal riskin olduğu geçeğinden yola çıkarsak sadece büyümeye odaklanmış bir sektörde bizi gelecekte pek çok sorun bekliyor olacak.

29 sektör derneğinin çatı örgütü olan Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği İMSAD, bir STK olarak dünyada da bir ilki gerçekleştirerek “Sürdürülebilirlik Raporu” hazırlamış. Amaç, çevresel ve toplumsal değer üreten ekonomik büyüme anlayışını tüm paydaşlarıyla birlikte inşa etmek yani İMSAD yönetimi para kazanırken hem kaliteli işler yapalım hem de kaynaklarımızı koruyalım diyor. Bu bir nevi otokontrol sağlayacak olan yol haritasını İMSAD Başkanı Dündar Yetişener ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Hakan Gürdal ile konuşuyoruz.

1984 yılında kurulan İMSAD, 30. yılını idrak ediyor. Derneğe üye şirketlerde 1,5 milyon kişiye istihdam sağlanıyor. İnşaat malzemeleri sektörünün iç pazar büyüklüğü 54,8 milyar dolar. İmalat sanayiindeki payı ise yüzde 17. Cari açıkta pozitif değer veren ender sektörlerden biri olarak 21,3 milyar dolar ihracat oluşturuyor. Dündar Yetişener ve Hakan Güldal, Türkiye İMSAD’ın “Sürdürülebilirlik 2013 Raporu”nun pek çok açıdan riskler barındırdığını ancak sektör paydaşlarına gelecek yatırımları için ışık tutacağını söylüyor. Rapor, mükemmel hedefler diyebileceğim 5 temel üzerine kurulmuş: enerji ve doğal kaynak kullanımının azaltıldığı, karbon salınımının mümkün olduğunca aşağıya çekildiği, ekonomik ve sosyal değerin katlanarak arttığı, inovasyon anlayışının geliştiği, verimlilik artarken tüketim ve atıkların azaldığı bir anlayışla sektörü sürdürülebilir kılmak.

Türkiye adını kullanma hakkını aldıklarını da söyleyen Başkan Yetişener, “Gelecek 10 yılda tüm dünyada çok daha hızlı bir değişim yaşanacak. Nüfus artışı, doğal kaynakların azalması, hızlı tüketim artışı, haksız rekabet ve kayıt dışı ekonomiye ilişkin parametrelerin yanı sıra, kaynakların yoğun kullanımı dolayısıyla enerji ve karbon yönetiminin de dikkate alınması gerek. Hedeflerimize giden yolda olası risklerin bizleri beklediğini biliyoruz, fakat iyi yönetilen risklerin de fırsata çevrileceğine inanıyoruz.” diyor.

Ticari kaygıları olan bir grubun toplumsal ve çevresel kaygılar duyarak bir gelecek planına imza atması alışılagelmiş bir tutum değil. Umalım Türkiye İMSAD’ın girişimleri sürekli kazanmaktan başka düşüncesi olmayanlara da öncü olur.

Kaynak: zaman.com.tr

İLGİLİ HABERLER