Bir girişimin başına gelebilecek 7 ölümcül günah

Atıf ÜNALDI

  1990’ların sonlarından beri birçok e-ticaret projesinin içinde yer aldım. Bu tip girişimlerin yapılmaya başlandığı zamandan, yapılış şekline, kullanılan tanıtım…
PAYLAŞ

 

1990’ların sonlarından beri birçok e-ticaret projesinin içinde yer aldım. Bu tip girişimlerin yapılmaya başlandığı zamandan, yapılış şekline, kullanılan tanıtım mecrasından, bir girişime başlama sebebine kadar çok farklı başarı ve başarısızlık kriteri gördüm. Güzel projeleri bir tarafa ayırırsak girişimlerin bitmesine sebep olan sorunları “Yedi ölümcül günah” adı altında toplamak istedim.

İlk e-ticaret seminerini kaç yılında verdiğimi hatırlamayacak kadar uzun bir süre oldu. Ancak yanlış hatırlamıyorsam ilk içinde bulunduğum e-ticaret projesi 1990’ların sonunda Sabah Kitapları idi. O günden bu yana internet üzerinde büyüklü küçüklü birçok girişimin bir yerinde oldum. Bu tip girişimlerin yapılmaya başlandığı zamandan, yapılış şekline, kullanılan tanıtım mecrasından, bir girişime giriş sebebine kadar çok farklı başarı ve başarısızlık kriteri gördüm. Güzel projeleri bir tarafa ayırırsak girişimlerin bitmesine sebep olan sorunları “Yedi Ölümcül Günah” altında toplamak istedim.

1-Superbia (Ing. pride): Kibir, kendini beğenmişlik (Lucifer’e atfedilmiştir)


Bu yahoo’nun güçlendiği dönemlerde en çok karşımıza çıkan günahtı. İlk dönemlerde analogda iş sahibi olan ve hasbelkader bu işini yöneten birçok iş adamı internetle ilgili gelen başarı hikayelerine hırslanarak “bir internete girsem nasıl başarılı olurum” derdi. Bir ara her hafta bu şekilde bir girişimciyle toplantı yapıyordum. Eğer kri gerçekten internete uygulanabilir olursa çoğunlukla bu girişimciler ikinci bombayı patlatırlar ve “Site yahoo’ya benzesin” derlerdi. Hatta hiç unutmuyorum bütün interneti indekslemek isteyen bir servis sağlayıcının genel müdürüne aslında işin yazılım kısmının çok kolay olduğunu ancak asıl sorunun servis sağlayıcının küçücük internet bağlantısının içinden bu indekslenmiş verinin girmesinin sağlanması olduğunu anlatmak için bir fintech (evet o zaman da fintech şirketleri vardı) şirketi ile birlikte tam bir günlük bir panel vermiştik. Tabii bu teknik problemdi asıl büyük problemlerden biri de… Bu iş için ayrılan 300 bin dolar projenin ilk birkaç gününde biterdi.

2-Invidia (Ing. envy): Kıskançlık, hasetlik (Leviathan’a atfedilmiştir)


Bir süre sonra bu girişimciler sözleşmiş gibi e-ticaret projelerinin Amazon’a benzemesi hususunda baskılar yapmaya başladılar. Birçoğuna Amazon’un sitesinin üst kısmındaki navigasyondan memnun olmadığını, bunun ürün yelpazesini genişletmekte sorun çıkardığını ancak milyonlarla tanımlanan girişler olan bir e-ticaret sitesinde bir anda değişiklik yapamadıklarını anlatmaya çalışırdık. Ancak malum UX, UI’ın olmadığı bu dönemlerde ancak görmek bir anlam ifade ediyordu. Bu nedenle kirleri değişmiyordu. Eminim şu an Amazon’un üst barına bakıp ne demek istediğimi anlıyorlardır. Amazon üst bardan kurtulmak için yıllarını verdi. Piksel piksel oynayarak şu anki haline getirebildi.

3-Acedia (Ing. sloth): Tembellik, miskinlik (Belphegor’a atfedilmiştir)


Bu kadar gelişme olurken internet balonu şişti ve patladı. Dünyada dotcom hisseleri en düşük seviyelerine ulaştı. Bu Türkiye’deki girişimciler için aslında bulunmaz bir fırsattı. Yeni projeleri hayata geçirmek için çok güzel bir dönemdi. Küçük güzel kirleri yakalayıp onlara pazarlama desteği vermeye çalıştığım, girişimci olabileceğini düşündüğüm şirketlere “şu konularda başarılı olabilirsiniz” dediğim günlerdi. Ancak Türkiye’de birçok girişimci bu fırsatı görememiş, “internette yeni bir girişim yapmak için doğru zaman değil” diye sırtını dönmüşlerdi.

4-Avaritia (Ing. greed): Açgözlülük (Mammon’a atfedilmiştir)

Sonra bir anda yeniden internet üzerinde girişimcilik moda oldu. Bu sefer sosyal medya da hayatımıza girmişti. İşte bence internetin en talihsiz girişimleri bu döneme denk gelir. Zira herkes elindeki girişimin para edeceğinden o kadar emindi ki daha fazla kazanabilmek için neyi nasıl toplayacaklarını şaşırmışlardı. Bu dönemin en garip projesi herkesin çok iyi bildiği “yahoo’ya kullanıcı verisini satarız o zaman internet kullanıcısını toplayalım” projesiydi. Büyük açgözlülükle bu veri toplandı, bunun için reklamdan içeriğe milyonlarca dolar harcandı. Sonuç tam bir hüsrandı.

5-Gula (Ing. gluttony): Oburluk (Beelzebub’a atfedilmiştir)

Son dönemin en önemli günahı sanıyorum bu. Etkilerini de görmeye başladık. Dijitalleştiğini zanneden girişimler, kontrolsüzce kendilerini internet profesyoneli olarak tanımlayan alaylı ve daha kötüsü ezberci kişilerin biçtikleri kıyafetleri giymeye çalışıyor. Herkes çok planlı hareket ediyor gibi görünüyor ancak bir takım ezberler üzerinden yol alıyorlar. Bu ezberleri SEO’cular, sosyal medya uzmanları, danışmanlar dayatıyor. Projeler birbirinden farklı olsa da herkesin elinde tasarlanmış bir şablon var. Amaç biraz da bu sayede para harcatmak. Zira SEO’cu Adwords’cüye, Adwords’çü UX’ciye iş paslayıp arkadan da komisyon alıyor. Sonuç mu? Girişimci için büyük hüsran ve kaybedilmiş milyon dolarlar oluyor.

6. luxuria (Ing. lust): Şehvet düşkünlüğü (Asmodeus’a atfedilmiştir)


Ben bunu en çok büyük holdinglerdeki girişimlerde görüyorum. Hani içerde her konuda yardım alınacak şirketlerin bulunduğu, grup içi şirketlerden pazarlama, yazılım, internet bağlantısı alabildiğiniz yapılar. İşte bunlar bu günahın işlendiği yerler. Girişim milyon dolarlık maliyetini kurum içi şirketlerden kendisine maliyetsiz gelen şekilde çıkardığı için nereye para harcayacağını şaşırıp abuk subuk dertlere düşer. Mesela bu proje bir müzik satış sitesiyse kimsede olmayan ve belki de ihtiyaç olmayan bir codec üretilir. DRM’e milyon dolarlar harcanır. İşte bunun lüks olduğunu içerde çalışan fark etmez zira bütçesinde gerçekten para harcadığı tek şey bu görünür. Görünür de acaba gerçekten gerekli midir?

7. Ira (Ing. wrath): Öfke, yıkıcılık, gazap etmek (Behemoth’a atfedilmiştir)


Şüphesiz en tehlikeli günahlardan biri öfke… Ancak son dönem girişimlerinin büyük çoğunluğunda bunu görüyorum. Bence günahlar içinde en yıkıcı olanı bu. Özellikle elindeki sermayeyle belli bir eşiği aşmış girişimlerde ortaya çıkıyor. Hele bir de rakip yoksa girişim müşterilerine işkence ederek yaşadığı sorunlarda müşteriyi sorumlu tutarak ilerliyor. Tabii çoğu belli bir eşiği aştığı için bu yaptığının sonuçlarını kısa zamanda görmüyor. Çoğunlukla başarılı profesyonellerle etkiyi yok etmeye çalışıyor ama unutmamak gerek öfkenin yıkımı kimse tarafından unutulmaz.

Bu yazı Tazedirekt’in kapanmasından önce yazılmış olsa da elimizde kapanma nedeniyle ilgili çok az bilginin olduğu şu günlerde sanki oburluk günahı bu girişimin ölüm nedenine uyuyor gibi görünüyor. 

PAYLAŞ