Bıçak sırtında reklam kampanyası etik mi, değil mi?

Four Winds’ten gelen basın bülteni çok şık. Göğe yükselen dört kuleli site, Taş Yapı’nın.

Dikkatimi çekiyor çünkü özellikle Kadıköy yakasının silüetini bozduğu tartışmaları hâlâ sürerken, uzun zaman önce cemiyet dergilerinden birinde genişçe yer alan ve şehrimiz sosyetik hanımlarının katıldığı Four Winds buluşması dışarıda tutulursa süper lüks konutlara ilişkin ilk ciddi PR çalışması bu. Basın bülteni oldukça iddialı bir söylemde. Yine sosyetenin doktoru olarak ünlenen Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Four Winds’i işaret ederek, “Burada yaşlanmazsınız.” diyor. Konu Prof. Müftüoğlu’nun uzmanlık alanı yaşam kalitesi, uzun yaşama ve yaşlanmaya meydan okumaya ilişkin popüler konulardan. Hoca, bir kanaat önderi olmasının ötesinde birikimlerini bir gazete köşesinden de paylaşıyor. İster istemez daha dikkatli bakıyorum. Sayın Müftüoğlu hekim olarak danışanlardan para kazanırken birikimlerini gazete aracılığıyla etkili bir şekilde paylaşma olanağına da sahip. Daha önce reklamda oynamasına ilişkin benzer bir durum Erman Toroğlu ile ilgili olmuş, tartışmalar yaşanmıştı. Sonunda Toroğlu Hürriyet gazetesindeki köşesinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Prof. Müftüoğlu’nun da ilgili etik çizginin dışına çıktığı konusu Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici tarafından da gündeme getirildi ancak bütün bunlar olurken pazarlama iletişimi ve algı yönetimi tarafında bakın neler oldu?

Hoca bu işten daha kârlı çıktı

Prof. Müftüoğlu açısından bakınca: Konu bir kez daha aynı gazetenin sayfalarında yer aldı. Osman Müftüoğlu’nun “kaliteli ve sağlıklı yaşam” felsefesi olarak süregiden trende Staywell markasını armağan ettiğini; aynı kategoriden lüks yapılara yeni bir rekabet alanı oluşturduğunu; Prof. Müftüoğlu’nun uzmanlık alanına bir yeni konsept marka daha eklediğini ve de kişisel PR’ını yaptığını söyleyebiliriz.

Bu durumda önerim, Taş Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı’nın Four Winds’in marka yüzü olarak kullandığı hocaya bir bedel ödeme yerine yeni markasının lansmanını yaptığı için bir bedel talep etmesi. Kamuoyu ve sağduyu açısından bakınca: Sayıları çok az kaldı ama işi sadece habercilik olanlar konuya ilişkin yorumlarının çoğunu karınlarından, azını sosyal medyadan paylaştılar. Müftüoğlu’nun cevabı, “Staywell” üzerinden oldu. “Four Winds’in değil kendi markamın reklamını yapıyorum.” dedi. Bir evcil hayvan malzemesi markası olan ve İstanbul’da da bir bayiliği olan Staywell International ile ne kadar ilişkisi var bilemedim ama bu isim benzerliği umarım Sayın Müftüoğlu’nun başına iş açmaz!

Endişelenmeyin, zaten bize satmıyorlar

Geniş kitleleri ne kadar ilgilendirdi bilemem ama zaten Four Winds’in ilgileneceği hedef kitle ülkenin ekseriyeti değil. Dairelerin en son milyon Euro’lar üzerinden satışa sunulduğunu biliyorum. Yani bizler Prof. Müftüoğlu’nun yaptığı etik değildi konusunu tartışırken üstüne bir de hocayla basın toplantısı yapan Taş Yapı hem kendinden hem de ulaşmak istediği hedef kitleye istediği mesajı bedavadan verdi. Emrullah Turanlı’yı tanırım. Karadenizli, zeki bir işadamı. Daha biz giderken inanın o dönüyordur. Pazarlamanın algı yönetimi ve görünenin ötesinde bir derinliği olduğunu bir kez daha tekrarlayayım. Müftüoğlu hocamız görevini layıkıyla yaptı.

Dört rüzgârlı sitenin şehrin silüetini bozduğu tartışmalarına gelirsek. Belli ki yok öyle bir şey! Olsaydı Kadıköy Belediyesi zaten izin vermezdi. Hadi verdi hata yaptı, hatasını telafi ederdi. Baksanıza benzer bir tartışmaya dâhil edilen ve üstten tıraşlanma kararı alınan 16-9’da insanlar hâlâ oturuyor. Ancak tıraşlamama için gerekçe hazır; “Satıldı, satın alanların hakları var.” Demem o ki ticaret yapan inşaatçılardan şehir adına fazlaca duyarlılık beklemeyin. Onlar güzel inşaatlar yapıyor ve satıyor. Alanları da var. Keşke almasalar demek istiyorum ama şehrin korunmasını inşaatları yapanlar ile satanlardan çok, İstanbul’u korumak için yetki verdiklerimizden bekliyoruz.

Keçiye kızmayın, gerisinde zeki bir iş fikri var

Binlerce ürün arasından fark edilmek zaten alabildiğince zorken sigorta gibi değeri henüz anlaşılan bir sektörde ürün ve hizmetlerle dikkat çekmek reklamcıları en sıra dışı arayışlara götürüyor. Benzer bir çalışmayı 10 yıl kadar önce şimdilerde tüm dünyada 50 milyon insana sigorta hizmeti sunan Aflac Insurance’ın kampanyasında görmüştüm. Aflac’in seçimi ördek olmuş hatta Cannes Lions Yaratıcılık Festivali’nde üstüne bastırınca ‘Aflac’ diyen sarı küçük plastik ördekler de dağıtmışlardı. Hâlâ saklarım. Taviz vermez karakterlerin keskin bakışlı başoyuncusu Kadir İnanır, beyazeşya reklam filminden sonra bir kez daha telifini almasını önereceğim bakışlarıyla sigortam.net reklamlarında oynayınca Aflac’i hatırladım.

Sigortam.net kampanyasını ilk kez radyo spotunda duymuş pek anlam verememiştim. Televizyonda görünce dikkat kesildim. İlk izlediğimde keçisiyle görkemli bir salonda yer alan oyuncuya ve senaryoya şaşkınlıkla baktığımı hatırlıyorum. Ancak maksat hâsıl olmuş, yüzlerce reklam arasından sıyrılıvermişti. Keçi ve Kadir İnanır’ın absürtlüğüne inat duvardaki fotoğraftan ağır mobilyalara kadar her ayrıntısı düşünülmüş kampanya şahsen beni de meraklandırdı. Kampanyayı dikkat çekici relansman/yeniden sunum olarak kabul edip sigortam.net adresine gittim ve reklamın gerisinde büyük bir iş fikrinin yattığını gördüm. Sigortam.net, 2001’den bu yana sigorta ile ilgili sorgulama yapıp cevap alabileceğiniz bir geniş portal. Gördüğüm kadarıyla tüm sigorta şirketleri tarafından da destekleniyor. iLab Holding kuruluşu olan portalın gerisinde ciddi bir akıl ve emeğin olduğu ortada. Kariyer.net ve Gittigidiyor da iLab Holding’in girişimleri arasında. 14 yıl önce sigorta satışları için fikri bulan girişimcileri kutlamak gerek.

Kaynak: Zaman

İLGİLİ HABERLER