Banka kartıyla ödeme, yılda 3,6 milyar TL tasarruf sağlıyor

MasterCard Güneydoğu Avrupa Genel Müdürü Mete Güney, dünyada ortalama her 100 işlemden 85’inin nakitle yapıldığını söylüyor.

Amerika’da yüzde 50, İngiltere’de yüzde 54, Kuzey Avrupa ülkelerinde ise nakitle alışveriş yapanı bulmak zor, diyor. Bu oran Türkiye’de yüzde 75. Türkiye’de cirosal anlamda işlemlerin yüzde 65’i nakitle yapılıyor. Güney’e göre kredi ve banka kartının rakibi diğer ödeme sistemleri değil nakit. Nakit ödeme hem bireysel tasarrufu engelliyor hem de devlet kasasından yüklüce bir paranın havaya savrulduğunu söylüyor.

Güney bu söylemini Boğaziçi Üniversitesi tarafından yapılan akademik bir çalışmaya dayandırıyor. Araştırmada nakit de dâhil olmak üzere tüm ödeme sistemlerinin maliyeti araştırılıp karşılaştırılmış. İşlemleri nakit olarak yapmanın maliyeti yıllık olarak yaklaşık 4,5 milyar Türk Lirası civarında çünkü nakit paranın basımı, dağıtımı ve korunması oldukça masraflı bir işlem. Tüm işlemler kartla yapıldığında maliyet sadece 900 milyon Türk Lirası. Bu da banka kartı kullanarak 3,6 milyar lira tasarruf etmek demek. Öte yandan elektronik ödeme kayıt dışı ekonominin de önüne geçiyor. Avrupa ülkelerindeki kayıt dışı ekonominin oranı ortalama yüzde 20’lerde. Türkiye’de oran yüzde 30. Oysa yüzde 100 elektronik ödeme sistemine geçildiğinde bu oran en az yüzde 10 daha düşecek.

BKM verilerine göre kart kullanımı her yıl ekonomik büyümeye yüzde 0,25 oranında katkı sağlıyor yani yüzde 4 yerine yüzde 4,25 büyümüş olacağız. Tüm tasarruf ve büyüme rakamlarını topladığınızda eğer topyekûn elektronik ödemeye geçersek üç yılda 43 milyar lira tasarruf sağlanıyor. 43 milyar liraya; 540 tane 400 yataklı hastane, Ankara ve İzmir arasında yüksek hızlı 11 tane tren yapılıyor. Karmaşa olmasın kredi değil, banka kartından söz ediyorum. 540 hastane az değil! Banka kartı kullanmaya ne dersiniz?

Şirketlerde sürdürülebilirliğin teminatı inovasyondur

OECD ve Eurostat’ın hazırladığı Oslo Kılavuzu’nda genel kabul gören tanıma göre inovasyon; “Yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.” olarak açıklanmış. Tanımı bu kadar ayrıntılı vermemin nedeni, inovasyona sahip olduğu kapsamdan çok daha derin teknolojik anlamlar yüklenmesi ve adeta mucitlikle eşdeğerde görülmesi. Oysaki pazarlamadan üretim sürecine kadar maliyetleri aşağıya çeken küçük bir iş basitleştirme, ihtiyacı öngörerek süreçlere eklenen bir bilgi, tanımda da görüldüğü üzere inovasyon olarak kabul görüyor. Çünkü yeni bir fikrin ya da bilginin ticarileşerek iş sonuçlarına yansıyor olması inovasyon için ilk şart, yoksa ne kadar parlak olursa olsun bulunan fikir hızlıca rafa kaldırılıyor.

Rakiplerin güçlü olduğu sektörlerde farkı artık sadece inovasyon yaratıyor. Bizim gibi ekonomilerde köklü bir buluş pek mümkün değilkende şirketler için inovasyon tek çıkış yolu olarak gözüküyor. Telekomünikasyon gibi hıza dayalı sektörlerde inovasyonun öne çıktığı alanlardan birisi olarak müşteri deneyimi yönetimi de giderek önem kazanıyor. Mobil teknoloji ise geleceği şekillendiren trendlerden biri olarak kabul görüyor. Müşteri sadakati de GSM operatörlerinin en önemli değeri olarak kabul ediliyor. Müşteri ihtiyaçlarını öngörerek proaktif davrananlar ise kazanıyor.

Müşteri deneyiminde de inovasyon yapılabilir

Turkcell yeni nesil müşteri deneyiminde yapılan inovasyonla KalDer’in Müşteri Memnuniyeti Endeksi’nde son sekiz yıldır birinci olmuş. Bu tescilli bir başarı. Genel müdür yardımcısı Burak Sevilengül başarının nedenini, ekibin güçlü bir içgörüye sahip olduğunu ve müşteri ihtiyaçlarını doğru tespit ederek inovatif ürünler sunmuş olmalarına bağlıyor.

Genel Müdür Yardımcısı Sevilengül, “Abonelerimizi gençler, emekliler, ev hanımları, esnaf, çiftçi, profesyoneller, engelliler, kamu çalışanları ve Platinum olarak tanımladık. Böylelikle yaşam tarzı ve kullanım alışkanlıklarına göre kişiselleştirilmiş hizmetler sunabiliyoruz. Turkcell’de her yıl 20 bin adam/saat teknolojik ürün ve hizmet geliştirmek için yatırım yapılıyor. Laftan anlayan sesli yanıt sistemi, engelliler için işaret diliyle görüntülü çağrı yanıtlama ve webchat gibi dünyada ilklerimiz var.” diyor.

Hepsi de bir ihtiyacı karşılayan inovatif ilkler

Gençlerin yazışarak iletişim kurmayı tercih ettikleri gerçeğinden yola çıkarak SMS çağrı merkezi Gencaver,

Çiftçilerin toprak analizi yaptırıp tarım zararlılarıyla mücadele videolarını izlediği sadece ziraat mühendislerinin çalıştığı Tarım Doktoru,

Esnaf ödeme esnekliği sağlayan, memurun ve beyaz yakalıların sorularını cevaplayan uygulamalar,

Platinum müşterilerinin bulunduğu yere giderek 7/24 çözüm üreten hizmet ekibi,

Görme ve işitme engellilerin hayatını kolaylaştıran ve Turkcell’e 2014 Dünya Mobil Kongresi’nde ‘dünya birinciliği’ ödülünü kazandıran pek çok uygulama dikkatlice izlenen tüketici ihtiyaçlarından bulup çıkarılmış.

Yukarıda sayılanlara bakınca Turkcell’in epeydir asli işi olan kaliteli ses ve veri iletişimi yapan bir GSM operatörü tanımından başka bir yapıya dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz. Microsoft, Intel, IBM gibi pek çok B2B şirket çok hızlı bir transformasyonla teknoloji üreten tanımından B2C yaklaşımıyla hayatı kolaylaştıran şirket anlayışına geçti. Turkcell’in de sunduğu hizmetleri kullanmayı artıran uygulamaları çoğaltması doğru bir yaklaşım. Tüm rakiplerin aynı hedefe odaklandığı pazar payı yarışını müşterinin gerçek ihtiyaçlarını önce görüp en hızlı üreten kazanacak.

Kaynak:Zaman

İLGİLİ HABERLER