Ağustos sakin miydi?

Atıf ÜNALDI

Son dönemde öğreniyorum ki kurumsal şirketlerin iletişim departmanlarındakiler tembelliklerine basit bir çözüm bulmuşlar. Siz haklarında kötü bir şey söylediğinizde hemen…
PAYLAŞ

Son dönemde öğreniyorum ki kurumsal şirketlerin iletişim departmanlarındakiler tembelliklerine basit bir çözüm bulmuşlar. Siz haklarında kötü bir şey söylediğinizde hemen sizi rakip markanın adamı ilan ediyorlarmış. İletişim kurmadan suçlu tutmak tembelce bir yöntem.

Geçen ay yazdığım servisleri anlatan yazı beklediğimden fazla ilgi çekti. Startup’la­rı desteklediğim için gelen teşekkürlerin yanı sıra me­sajımı okuduktan sonra benimle bağlantı kurup servislerini yorumlamamı isteyenler de oldu. Burada bir kuralım var. Mutlaka o servisi denemiş olmam lazım. Bunu da ge­nelde özel bir tanımlamayla yapmayı tercih ediyorum. Bu nedenle bana sadece bu ser­visi test etmelisiniz demek hiçbir şey ifade etmiyor. Her yeni startup’ın standart hesap­lardan ziyade bu tip özel durumları tanımla­yabilecek kadar “kişiselleştirmeye” açık ol­ması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle de bunu yapmayan hiçbir servis hakkında yazmıyorum.

SETROW

Ben yazımı teslim ettikten sonra fark ettim ki uzun zamandır kullandığım halde bir ser­visten bahsetmeyi unutmuşum. Bu servisi ve yönetici ortağı Eren Yalçındağ’ı benimle Çözümtek’ten Engin Çetinkaya tanıştır­dı. Engin uzun zamandır beni tanıdığı için Setrow’un çözümünü anlatırken sadece bir mailing sistemi olmadığını bir “omni chan­nel” çözümü olduğunu söyledi. Eren’le ta­nıştıktan sonra onların iki inovatif hizmet­leri daha ortaya çıktı. Biri brandcard isimli, ibeacon entegre ve siteye de bağlanabilen ciddi bir sadakat kart programı. Diğeri ise web sitelerinin kurumsal kitlesini daha iyi tanıyabilmek için kullandığı CMT servisi. Bu servis sayesinde sitenize girenlerin hangi kurumda çalıştığını bilmek mümkün olu­yor. Daha da ilginci kurumları sektörel bazlı tanımladıkları için sektör bazında da rapor alabiliyorsunuz. Servisin kullanılabilirliği çok yüksek ve kafa karıştırmayan, üzerine senaryolar üretebileceğiniz ekranlara sahip. Özellikle yöneticiler için Google Analytics Executive Summary gibi duruyor.

SAMSUNG, APPLE VE BU AYIN KONULARI…

Gerçekten ilginç bir ayı geride bırakıyoruz. Samsung’un Note 7 tarafında yaşadıkları hem dünyada hem de Türkiye’de ilginç ge­lişmeleri beraberinde getirdi. Samsung’un Note 7’nin toplatılması kararı dünyada şok etkisi yaparken, Samsung’dan Tansu Ye­ğen ile konuştuk. Toplatma kararına sebep olan olay sayısı tüm dünyada sadece 35 ve bu cihazlarda patlama gibi bir sebepten zi­yade pilin aşırı ısınması durumu görünüyor. Ancak Samsung duruma seyirci kalmıyor ve toplatma kararı veriyor. Türkiye ise bu ka­rarı almakta hiç gecikmedi. Çok hızlı bir ba­sın bilgilendirme notuyla döndü. Sonradan izlediğim kadarıyla tüketiciye, telefonun değiştirilmesi, iadesi gibi çözümler sunulur­ken, Note 7 almakta ısrarlı olanlara ise Sam­sung A6 ile kısa bir süre değişim sonrasında Note 7 verilmesi öneriliyor. Bunu da bütün Note 7 alanları arayarak teker teker sorarak yapıyorlar. Bu arada BTK ve kampanyasını erteleyen Türk Telekom’un metinlerindeki Türkiye’de hiçbir vaka olmaması notunu da Samsung’un başarısı olarak görüyorum.

atif2Benim bu vakayla ilgili yorumum Sam­sung’un hem dünya genelinde hem de daha çok Türkiye’de bu krizi iyi yönettiği yolun­da. Burada Tansu Yeğen’in kişisel çabasını da takdirle karşıladığımı söylemek isterim. Telekom sektörü Türkiye gibi… Sular hiç durulmuyor. Malum bu yaşananların he­men ardından 7 Eylül’de Apple yeni ürün gamını açıkladı.

Bu ürünler içinde en dikkat çekeni iPhone 7 ve iPhone7 Plus’dı. Bu konu sosyal medya­yı ciddi anlamda sarstı. Özellikle yeni nesil kablosuz kulaklıklar ve iPhone’un kalkan jack girişi çok fazla parodiye konu oldu. Son dönemdeki ürünleriyle, bir süre önce benim de uyarmaya çalıştığım kısırlığın ve yönetim zafiyetlerinin sonuna geliyor App­le. Sanıyorum yakın bir zamanda CEO de­ğişikliğiyle karşılaşacak.

Son bir iki yıldır özellikle global şirketlerin Türkiye’deki yöneticileri şeffaf yönetimden uzaklaşıp, basınla iletişimi de kesmişlerdi. Bu bir moda mı yoksa yöneticinin kifayet­sizliğinden mi kaynaklanır tartışılır ama bunu değiştiren yöneticilerin sayısının art­maya başladığını görüyor ve seviniyorum. Bu ay önce Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young ile görüşme imkanı bulduk arkasından da IBM Türkiye Genel Müdürü Defne Tozan ile tanıştık. Her iki yöneticinin de şeffaf, paylaşımcı ve sempa­tik yapısı dikkat çekiciydi.

Bosch nesnelerin interneti konusunda ger­çekten kayda değer bir yol almış gibi gö­rünüyor. 1 milyarın üzerinde buji imalatı yapmış olan şirket özellikle otomotiv sektö­ründe her markanın her modelinde bulunan ürünlere sahip olduğunu söylüyor. Yeni dö­nemde ise özellikle nesnelerin interneti ve endüstri 4.0 konusunda çok iddialı. Hatta Türkiye’nin endüstri 4.0 konusunda yapma­sı gerekenleri ve yol haritasını çıkarabilecek bilgi birikimine sahip olduklarını ve paylaş­maktan mutluluk duyacaklarını iletiyorlar.

IBM ise kognitif teknolojilerin gelişiminden ortaya çıkan yeni yapay zeka alanında çok ilerledi. Watson isimli yapay zekası önce dil sonra da kendisine verilen bütün verileri öğreniyor. Watson önce Amerika’daki sağ­lık bilgilerinin tamamını almış ve okumuş. Sonra dünya çapında özellikle Weather Company’nin elindeki hava durumu veri­lerini öğrenmiş. YouTube’da yemek yapım videolarını seyrettikten sonra, geçen haf­talarda Harry Potter’ı izleyip karakterleri yorumladı.

PEKIYA HAYATIN ANLAMI?

Kognitif teknolojilerle donatılmış bir yapay zeka sadece okuyup öğrenmez, analiz edip çıkarımlarda bulunur. Stephen E. Haw­king’in Elon Mask ile “bu teknolojiye dikkat etmek her şeyi öğretmemek gerekir” ana fi­kirli mektubu yazmasının sebebi de tam ola­rak yapay zekanın ortaya çıkaracağı analiz­dir. Alınan bilgi ne kadar fazla olursa yapay zeka o kadar komplike bir soruya cevap ve­rir. Şu an konusunda uzman kişilerin verdi­ği cevaplardan fazlasını veremeyen zeka bir gün insanların analiz etmekte zorlanacağı sorulara da cevap verebilecek. Hatta hayatın anlamı nedir diye sorduğunuzda 42 deme­yecek, manalı bir cevap verebilecek.

HER KÖTÜ ŞEY DÜŞMANINIZ DEĞILDIR

Son dönemde öğreniyorum ki kurumsal şirketlerin iletişim departmanlarındakiler tembelliklerine basit bir çözüm bulmuşlar. Siz haklarında kötü bir şey söylediğinizde hemen sizi rakip markanın adamı ilan edi­yorlarmış. Bu gerçekten çok komik. Mesela bu yazımı okuyan birisi beni Samsung kul­lanıyor zannedebilir ama ben yıllardır App­le kullanıyorum. Köşe yazarları o an olan olayları yorumlarlar. Kurumsal iletişim mü­dürlerine önerim sizin hakkınızda yazılan­lardan hoşnut değilseniz bunu yazan köşe yazarına düşüncelerinizi iletmeniz ve onu ikna etmeye çalışmanız. İletişim kurmadan suçlu tutmak tembelce bir yöntem.

PAYLAŞ