60 yıldır merak etmekten vazgeçmemişler

Hep duyduğum, üstünkörü bir fikrimin de olduğu Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi CERN’deyim. Merkezi, “Dünya gaz ve toz bulutundan oluşmuştur.” tartışmalarından hatırlayabilirsiniz.

Sanayide kullanıldığı için pek çoğunu bilmediğimiz ancak hayatımızı kolaylaştıran buluşların çoğu CERN’den çıkıyor. Mesela MR cihazı sayısında patlama oluşturan ve onda bir fiyata MR çekilmesini sağlayan süper iletken kablonun bulunması bunlardan sadece biri. Protonları çarpıştırarak atomu parçalayan ve içinde ne var sorusunun cevabını arayan Higgs Bozonu için 13,8 milyar dolar harcanırken 60 yıldan bu yana 4 bini fizik mühendisi olmak üzere 10 bin kişi yerin 100 metre altında ne arıyor?

Mayıs 2014’te tam üyelik için başvurduğumuz merkezde 100 kadar Türk değişik konumlarda çalışırken bizi ODTÜ’den Doç. Dr. Bilge Demirköz karşılıyor. Dünyanın gizemini bulmaya kendini adamış bir bilim kadını olarak merkezdeki çalışmalardan söz ediyor. Samimi söylemek gerekirse anlattıklarını anlamak zaten yeterince zorken yer altındaki merkeze indiğimizde gördüğümüz şey çok daha sarsıcı.

CERN’de 3 soruya cevap aranıyor; 1-Nereden geliyoruz? 2- Nereye gidiyoruz? 3- Biz neyiz? Doç. Dr. Demirköz, nükleer araştırma merkezinde ‘niçin’ sorusunu sormadıklarını çünkü “niçin” sorusunun yoruma açık olduğunu söylüyor. Evrenin başlangıcı olduğu kabul edilen büyük patlamanın şartlarının oluşturulduğu 27 kilometrelik devasa çemberde 3 alanda, ‘1- Karanlık madde nedir? 2- Parçacıklar nasıl kitle kazandı? 3- Kütle çekimi neden bu kadar zayıf?’ sorularının cevabı bulunmaya çalışılıyor. Yani titizlikle varoluşa yönelik soruların cevapları aranıyor.

Kırılma noktasına gelene kadar koşulsuz destek

Ülkemizde inovasyon ikliminin oluşturulması için TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi tutku derecesinde çalışmaları destekliyor. 2023’te 500 milyar dolarlık ihracat hedefine çok çalışarak ulaşmanın mümkün olmadığını söylüyor TİM Başkan Vekili ve İnovasyon Komitesi üyesi Süleyman Kocasert. Komitenin diğer üyeleri Sabri Ünlütürk ve Burak Sertbaş da ancak katma değerli ürünlerle hedefin gerçekleşeceğini söylüyor.

CERN’e TİM’in davetlisi olarak gittim çünkü, inovasyon ile gelen katma değerli ürünlerin ekonomimiz için tek çıkış yolu olduğu konusunda ısrarım dikkatlerini çekmiş. CERN’e İnovasyon Haftası çerçevesindeki etkinliklerde hak edişleri olan 10 kadar üniversite öğrencisi de davet edilmişti. Eminim gençler anlatılanları benden daha iyi anlamışlardır ama CERN ziyareti bende de çok zihin açıcı oldu. Yerin 100 metre altındaki devasa oluşumlara bakarken merak etmekten vazgeçmeyenlerin neleri başardığını gördüm. Zekasını bilemek isteyenlerin Cenevre’ye CERN’e gitmelerini hararetle öneririm.

Cumhurbaşkanlığının 3 adayı ve sosyal medya

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iletişim çalışmaları açık hava, basın, televizyon gibi geleneksel mecralarda devam ederken sosyal medyada da sessiz sedasız bir mücadele devam ediyor. Sosyal mecra ölçümü yapan Somera, 1 Ağustos Marketing Türkiye sayısı için bir araştırma yapmış. Dergi henüz bayilerde değil ancak cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde dijital mecranın nasıl kullanıldığına ilişkin bir fikir vermesi açısından ölçümün bir bölümünü paylaşmak istiyorum. Ancak öncelikle sosyal mecranın büyük bir kısmının adaylar adına partililer tarafından yönetildiği gerçeğini dikkatinize sunarım.

Ölçüm yapılan tarih aralığı her birinin adaylıklarını açıkladıktan sonraki ilk 15 gün olarak alınmış;

Eklemeddin İhsanoğlu hakkında 16-30 Haziran tarihleri arasında toplam 973 bin tweet atılmış. % 44’ü pozitif, % 39’u negatif, % 17’si nötr.

1-15 Temmuz tarihleri arasında Recep Tayyip Erdoğan için atılan 1 milyon 320 bin tweet’in % 41’i pozitif, % 34’ü negatif, % 25’i nötr.

Selahattin Demirtaş için 30 Haziran 14 temmuz arasında atılan 189 bin tweet’in % 42’si pozitif, % 21’i negatif, % 38’i nötr.

Bu ilk veriler Ekmeleddin İhsanoğlu için olumlu olarak değerlendirilebilir. Bu bir nevi “çatı adayının” toplum tarafından kabul gördüğünün göstergesi kabul edilebilirse de nötrleri kararsızlar gibi görmeliyiz. Bildiğiniz üzere kararsızlar sonuçları tamamıyla değiştirebiliyor.

Erdoğan’ın, “Yeni Türkiye’nin yeni lideri, asrın lideri, milletin adamı” ana kampanyasındaki mesajları sosyal mecrada öne çıkıyor. Bu da sosyal mecranın yönetilemezliğinin disipline edildiği, başta da söylediğim gibi profesyonel bir çalışmanın varlığına dikkat çekiyor. Kaldı ki zaten kazandı algısı için “hayırlı olsun” mesajları da hatırı sayılacak kadar çok.

İhsanoğlu daha en baştan “çatı aday” olarak anılıyor, kabul ediliyor. Yine profesyonel bir dokunuş hissediliyor. Ağırlıklı olarak bilgilendirici tweetler atılırken bunlara bolca olumlu, olumsuz sübjektif yorumlar geliyor.

Demirtaş’ın da ana kampanyasıyla tweetleri örtüşüyor. Azınlıklar, demokratik haklar ve özgürlüklerle ilgili kavramlar Demirtaş’ın tweet’lerinin içeriğini oluşturuyorken konuların kademeli olarak çeşitlendirildiği görülüyor.

Kampanyaların ana fikrine gelince. Her üç adayın da göz kamaştıracak bir kampanya fikrine sahip olmadığını baştan söyleyelim. Ayrıca Erdoğan hariç diğer adayların toplumla küçük buluşmalar yaptığını, algı yönetimine ilişkin büyük organizasyonlar yapmadığını da söylemek lazım. Oysaki halkımız güç gösterisini, ihtişamlı çıkışları sever. İhsanoğlu ve Demirtaş bu iletişim aracını yeterince kullanamadı.

E, peki bütün bunların sonunda ne olacak derseniz, doğal olarak en son ana kadar tüm adaylar çalışmalarını sürdürmek durumunda. Kaldı ki altın vuruşlar seçime 3 gün kala olacak. Bu nedenle mücadele seçim sonuçları açıklanana kadar devam edecek. Seçimlerin vatana millete hayırlı olması dileğiyle.

Kaynak:Zaman

İLGİLİ HABERLER