UX’in geleceği UXAlive konferansında konuşuldu

3-4 Mayıs tarihlerinde Userspots’un dördüncüsü düzenlediği UXAlive konferansı yurt içinden ve yurt dışından 350 profesyonelin katılımıyla gerçekleşti. Konferansın ilk günü Voice of UI, Content Strategy, Service Design, Chatbots, Research, AI, Future of Design gibi konular hakkında konuşmacılar fikirlerini ve tecrübelerini paylaştılar. ikinci gün ise kullanıcı deneyimi tasarımına dair aktarılanlar ve daha fazlası toplamda 8 workshop ile pratiğe geçirildi.

“UX nedir?”i anlatmaktan öteye geçen konferansta UX’in geleceği, kullanıcı ara yüzlerinin nasıl evrildiği, chatbotların geleceği, teknolojiyle birlikte UX’in nasıl şekilleneceği gibi UX’in geleceğine ışık tutan konuşmalara yer verildi.

Userspots Kurucusu Mustafa Dalcı’nın açılış konuşmasıyla başlayan konferansta 18 konuşmacı sahne aldı. Mustafa Dalcı konuşmasında yenilik/yalın inovasyon yaklaşımı ile nasıl gelişme sağlanabileceğinden bahsetti. Yenilik arayışının kullanıcıyı anlamaya, denemekten korkmamaya, deneyip yanılıp pivot etmeyi öğrenmeyi sağladığına değindi. Son yılların trendleri olan akıllı ürünleri nasıl geliştirdiklerini, prototipleyip test ettikleri kullanıcı deneyimi sürecini anlattı. Ayrıca Dalcı bir üniversiteyle birlikte UX Yüksek Lisans programını başlatacaklarının sinyalini verdi.

uxa

Michael Wörmann (Founder at UXFellows) ve Verena Letzner (General Manager at Plan.Net Group) “How Content Strategy Influences the User Experience” konulu konuşmalarında kötü içerikle iyi bir kullanıcı deneyimi sunmanın imkansızlığından bahsettiler. İlk olarak ne tür bir içerik ihtiyacı olduğu düşünülmeli, sonra hangi kanallar aracılığıyla yayılacağına karar verilmeli. İçeriğin hedef kitleye uygun fonksiyonellik barındırması gerektiğini ve aynı zamanda iş ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğini vurguladılar. İçerik stratejisinin temelinin kullanıcı ihtiyacı nasıl karşılanmalı sorusu üzerine kurulması gerektiğine değindiler. Davranışsal dataları inceleyerek, medya araştırması yaparak ve platform içgörülerini analiz ederek kullanıcı ihtiyaçlarının keşfedilebileceğini belirttiler.

Hayatımızda gün geçtikçe daha fazla yer kaplayan yapay zeka teknolojisi kullanıcı deneyimine de köklü değişiklikler getirecek gibi görünüyor. Yapay zekanın hızlı adaptasyonu konferansın dikkat çeken başlıca konulardan biri haline gelmesine neden oldu.

Ebru Binboğa (Watson Customer Engagement, Business Unit Leader at IBM) “Redefine Marketing with AI” başlıklı konuşmasında modadan görsel sanatlara, müzik piyasasından sinema sektörüne kadar hangi alanlarda yapay zekanın hayatımıza dahil olduğunu örnekleriyle anlattı. Pazarlamacı olarak datanın doğru kullanımı için anlamlandırılmasının yapay zeka ile kolaylaşmasına değindi. Pazarlama çözümlerine yapay zekanın dahil olmasıyla kampanyaları, kullanıcı deneyimini AI tarafından yapılan analizlerle karar alım sürecinin kolaylaşmasını ve daha hızlı aksiyon alınabildiğini vurguladı.

Raymond Ho (Product Design Lead at Zalando) “Design and AI” konulu konuşmasında tasarım için AI toollarından bahsetti. Yapay zekanın tasarımcılar için işlerini ellerinden alacakları bir tehdit değil, işlerini kolaylaştıracak bir araç olduğunu vurguladı. Örneğin, bir arayüz tasarımcısı olarak tüm ekranlara uygun tasarım yapılamıyor, ama AI sayesinde operasyon yükü olmadan tasarım tüm ekran boyutlarına kısa sürede uygulanabiliyor.

Yapay zekanın kullanıcı deneyimine etkisinden bahsedip chatbot konusu açılmadan olmaz. RBBi’ın Kurucu Ortağı Amol Kadam “Are Chatbots & Conversational UI Changing Design Forever?” konulu konuşmasına Conversational UI’ın tarihine ve nasıl başladığına değinerek giriş yaptı. 1950 Turing Test ile başlayan Conversational UI’ın zamanla HI’a (Human Interface) evrildiğini anlattı. Artık aletlerle olan etkileşimimizde de insanlarla olana benzer bir deneyim yaşıyoruz.

Karmaşık arayüzler ve arayüz geliştirme maliyetleri nedeniyle grafik kullanıcı arayüzlerinin belki de sona yaklaştığına değindi. Chatbotların içten bir karşılama yapması, sohbeti yönlendirmesi, doğal bir dil kullanması, insanileştirilmesi, kişiselleştirilmesi ve yanlış anlaşılmalara karşı önlem alınması gerektiği konularına dikkat çekti.

u

Etkileşimi sağlayan görsel arayüzlerden işitsel arayüzlere geçişin nasıl olacağından bahseden bir diğer isim de CareerFoundry Tasarım Direktörü Jeffrey Humble’dı. “The Future of Voice UI” başlıklı konuşmasında sesli arayüzlerin sihirli geleceği hakkında görüşlerini paylaştı. Akıllı asistan şirketlerinin konuşma tanıma yazılımlarındaki kelime hata oranı %4,9 iken insan ortalamasının %5,1 olduğunu ve akıllı asistan endüstrisinin 2020 itibarıyla 3 milyar dolarlık hacme ulaşması beklendiğini vurguladı. Voice UI’ın “Command and Control”den karşılıklı etkileşimli bir yapıya geçmesinin asıl farkı yaratacağını belirtti. Konuşmanın yazmadan hızlı olması, ses komutları için ellerin ve gözlerin serbest olması, ses cihazlarının dokunmatik ekranlara göre ucuz ve küçük olması, sesli iletişimin yazılı iletişime göre daha çok anlam barındırması, daha insani bir etkileşim sunması gibi nedenlerden dolayı “Voice UI”ın fevkalade bir geleceği olacağını anlattı.

Yapay zeka, işitsel arayüzler vs. derken her yıl etrafımızda bir yığın trend beliriyor. Peki bu trendler nasıl ortaya çıkıyor ve en önemlisi hangi trendlerin kalıcı ve işe yarar olduğuna nasıl karar vereceğiz? Nasıl bir filtrelemeyle trend yığınları arasından karlı çıkabiliriz? “How to Research Trends”den Trend Araştırmacısı Els Dragt bu konuda izleyenlere yol gösterdi. “Explore The Next & The New” konulu konuşmasına trend araştırmasının tahmin edilmekten öte keşfedilecek bir şey olduğunu anlatarak başladı. “Farzedelim” diye düşünerek keşfetmek birçok olası gelecek için sizi hazırlamış olur. Trendleri keşfetmek için 3 adımlı bir yol sunuyor. 1. adımda bilgi toplamak için yeni neler oluyor, değişen ne diye etrafınıza bakın. 2. adımda noktaları birleştirin, etraftan topladıklarınızı analiz edin. 3. adımda analizinizden ortaya çıkan trendleri paylaşın. Sadece metin olarak değil, o trendi anlatan görseller kullanmak etkisini arttıracak.

Birçok yeni trendin ortaya çıktığı bu dönemde trendlerin değerlerini anlamak, verimli kullanmak için trendleri başka konularla eşleştirmeyi öneriyor. Örneğin, yeni öğrendiğiniz bir trendi markanızla, müşterilerinizle ya da endüstrideki gelişmelerle eşleştirmeye çalışın, trendi kullanmanın olası sonuçlarını düşünün diyor. Bu şekilde hangi trendin size uygun olduğunu ve nasıl fayda sağlayacağınızı çıkarabilirsiniz.

Cemal Büyükgökçesu (Global Product Lead, Mobile Web at Google) “A New Bar for Modern mWeb Experiences” konulu konuşmasında mobil web’in son yıllardaki kullanım hacminin artmasına değindi. Mobil hız konusunda Google’ın yaptığı araştırma sonucu Türkiye’deki web sitelerinin performansının 15 ülke arasında sondan 2. olduğunu belirtti. Finans sektörünün diğer sektör web sitelerine göre biraz daha hızlı yüklendiğini çünkü genellikle sitede yoğun görsel kullanımı olmadığı için iyi performansa sahip olduklarını vurguladı. Performans ölçümlemesi için lanse ettikleri Speed Score Card’dan sayfanızın yüklenme hızını görüp Impact Calculator aracılığıyla sayfanın yüklenme hızının dönüşüm oranlarına etkisini görebilirsiniz. https://www.thinkwithgoogle.com/feature/mobile/ Bu araç sayesinde site hızınızdaki artışın cironuza nasıl katkı sağlayacağını hesaplayabiliyorsunuz. Tek sorun yüklenme hızının yavaş olması değil, bazen hızlı yüklenen sayfalarda bile kullanıcı sayfanın yavaş yüklendiğini söylüyor. Çünkü, görsel algı nedeniyle sayfa daha hızlı ya da daha yavaş yükleniyor gibi algılanabiliyor, örneğin sitede kullanılan yükleme barının animasyon tasarımı hızlı veya yavaş algısı yaratabiliyor. Aynı şekilde stresli bir durumdayken sayfaların daha yavaş yüklendiği, ama aynı sayfaların evde sakin sakin otururken daha hızlı yüklendiği algısına kapılabiliriz. Büyükgökçesu’nun üzerinde durduğu diğer bir konu AMP teknolojisi oldu. AMP ile mobilde 0.4, 0.5 saniye gibi kısa sürelerde sayfaların yüklenmesi sağlanabiliyor. Google’ın Temmuz ayından itibaren site yüklenme hızının organik sonuçları etkileyeceğini açıkladı. Bu noktada AMP teknolojisi önümüzdeki dönemde bir zorunluluk haline gelecek gibi duruyor.

“Kullanıcı çok daha meraklı. Kullanıcı yeni deneyimlerle karşılaştıkça çok daha fazla talepkar olmaya başlıyor.”

Yapay zeka, işitsel arayüzler, trendler gibi konulara odaklanan UXAlive, UX’in geleceğini hayal etmemizi sağladı. Kullanıcı deneyimi gelecekte yaşayacağı dönüşümün heyecanını hissettirdi. Ekim ayında yapılması planlanan UXAlive Berlin konferansında konuşulacaklar şimdiden merak ediliyor!

İLGİLİ HABERLER