Spot ışıklar altında: Muhafazakar moda

PAYLAŞ

begum (1)

Begüm Egeli Bursalıgil

Muhafazakar moda, veya İngilizce karşılığı ile “modest fashion” kavramını ilk defa duymuş olmadığınıza eminim. Zira yakın geçmişte Wikipedia’da yerini alan bu kavram, vücudun büyük kısmını örterek giyinirken stil sahibi olmak veya İslami giyim tarzını benimseyerek modayı takip etmek biçiminde özetlenebilir. Muhafazakar moda kavramının moda markalarının radarına girmesi de yine yakın geçmiş. Ancak görünen o ki, girdiğinden beri bu terim ortalığı kasıp kavuruyor. Neden mi? Muhafazakar moda henüz el değmemiş bir alan da ondan! İşlenmemiş altın madeni yani… 2000’lerin başında kozmetik sektörü için erkek kozmetiği ne idiyse bugünün koşullarında o. Kim altın madenini işlemek istemez ki?

Sonra rakamlar yalan söylemez. Reuters’ın 2015’te yayınladığı “State of the Global Islamic Economy Report” Müslümanların giyim ve ayakkabı alışverişi için senede $243 milyar harcadığını ortaya koydu. Bu rakamın önümüzdeki 3 yıl sonunda $368 milyarı bulması bekleniyor. E durum böyle olunca irili ufaklı her kesimden marka pastadan bir pay almanın oluruna bakıyor.

Markaların ilgisi git gide büyüyor

İlginçtir; bu yola adımını ilk atan İtalya’nın Sicilya ateşiyle yanan seksapeli yüksek markası Dolce&Gabbana oldu. 2016 yılıydı. Müslüman kadınlara özel hazırladıkları hicab koleksiyonu yok sattı.  Bu adım İtalyan ikiliyi Avrupa menşeli markalar arasında Müslüman kadınlara özel koleksiyon hazırlayan ilk marka (Armani, Versace gibi birçok marka Arap ülkelerinde erkeklerin giydiği beyaz uzun tradisyonel kıyafetler için özel dikim tasarım yapıyor. Ancak bu tip üretimleri koleksiyon takvimleri içerisine dahil etmiyorlar) olarak tarihe geçirirken moda otoritelerince de çığır açıcı bir hamle olarak nitelendirildi.

Sonrası ise çorap söküğü gibi geldi. Geçen sene mart ayında Nike Müslüman kadınların rahat spor yapabilmesi için, performans arttıran bir ‘başörtüsü’ tasarladı. Monique Lhuillier iki sene öncenin Ramazan döneminde hazırladığı İslami nitelikli kaftanlar ile kadınların kalbine dokundu. Net-A-Porter Ramazan’a özel bir kısım açtı. Buna ‘The Ramadan Edit’ ismini verdi. Ne de olsa Hristiyanlar için Christmas dönemi ne ise, Müslümanlar için de Ramazan Bayramı oydu. En çok o zamanda geziliyor, alışveriş ediliyordu.

nikeprohijab

Uniqlo Hana Tajima ile bir işbirliğine soyunurken, Mango, Zara ve hatta milliyetçi kimliği ile öne çıkan Tommy Hilfiger bile İslami tarzda giyinen kadınlara özel kapsül koleksiyonlar hazırlamaya koyuldu. Bence durumu bir sonraki seviyeye taşıyan adım ise geçen sene Londra’da düzenlenen Modest Fashion Week oldu.

Muhafazakar modanın yıldızları

Pek tabii bu dalga kendi yıldızlarını da yarattı. Fas ve Pakistan kökenli Mariah Idrissi H&M’in reklamlarında oynadı. Böylece global bir markaya ait bir reklam kampanyasında ilk defa başı örtülü bir Müslüman kadın rol aldı. Ancak esas süper star Halima Aden oldu. New York ve Paris moda haftaları ilk defa başı kapalı bir modele podyumlarını açarken Halima bununla da kalmadı ve birbiri ardına bir çok moda dergisinin kapağı oldu. Bunlardan en çok ses getireni elbette Vogue’da yer aldığı sayıydı.

İlginin sebebi nedir?

Peki sizce bunlar moda dünyasındaki demokratikleşme emareleri mi? Markalar bir anda her inançtan kişiye kollarını ardına kadar açıp kucaklamak mı istedi? Yanıt, yazının ilk cümlesinde saklı. Ya da şöyle daha genel bir dille izah etmeye çalışayım; bu sektörde atılmış hiç bir adım salt iyilikten kaynaklı değil. Sosyal sorumluluk projeleri de dahil. Düşünsenize modayı, iyi giyinmeyi seven milyonlarca insan… Karşısında kim iştahlanmaz ki? Rakamlarla konuşmak gerekirse yılda yüzde 3.4 hızla artan Avrupa nüfusuna karşılık yılda yüzde 5.4 hızla artan Müslüman nüfusu.

Şirketler daha çok ciro elde etmek, büyümek, yayılmak ve aynı zamanda kendini beğendirmek, karlılığını sürdürebilmek, imajını korurken yeni müşterileri kucaklayabilmek için varlar. Muhafazar modaya ilginin sebebi de işte tam olarak bu. Ana koleksiyonlara muhafazakar eklemeler yapmak yerine kapsül koleksiyonların tercih edilmesinin sebebi de…

theramadanedit

Tabii, bir de işin dikkat çekme kısmı var. Bu tür hamleler her zaman medyanın ilgisi ile taçlanıyor. Örneğin, Nike’ın ‘Pro Hijab’ kampanyası haftalarca hem yazılı basın hem de sosyal medyada konuşuldu. Üzerine modadan feminizme, spordan kadın haklarına kadar bir çok konuyu odak alan makaleler yazıldı. Halima’nın bu ürünü giymiş resimlerini sayfasındaki 720Bin takipçi gördü.

Kısaca bugünü kasıp kavuran muhafazakar moda kavramı bir akım değil. Yanıp sönecek bir trend hiç değil. Muhafazakar moda, markaların kendine resmi olarak açtığı yeni bir alan. Daha uzun yıllar dallanıp budaklanacak, hem arz hem de talep olarak beslenecek bir alan.