Nazar boncuğu emojisi yolda! Esas soru onu neden bu kadar çılgınca istediğimiz…

PAYLAŞ
begum (1)
Begüm Egeli Bursalıgil

Bugün internete bağlanan kişilerin yüzde 92’si emoji kullanıyor. Instagram’a eklenen fotoğrafların ortalama yarısında emoji içeren bir alt yazı var. 2010 senesinden beri dijital hayattaki hislerimize tercüman olan emojiler, sadece yazılı mesajlarımıza duygu ekleyerek yeni bir çağın kapısını aralamadılar. Aynı zamanda online insanoğluna yepyeni bir iletişim biçimi de armağan ettiler. Kabul etseniz de etmeseniz de emoji artık bir tür dil. Hatta dijital dünyadaki en geçerli dil. Yaş, cinsiyet, coğrafi bölge ayrımı kabul etmeyen herkesin şakır şakır konuşabildiği bir dil.

Demem o ki mesaja gülümsediğimizi belli etmek için iki nokta üst üste yanına bir parantez ( 🙂 ) yaptığımız günlerden beri köprünün altından çok sular aktı. 5 yaşındaki kızım bile 4 yaşındaki kuzeniyle iletişim kurmak için çoğu zaman “facetime” yapmak yerine telefonumdan kalpli, çiçekli, dondurmalı emojiler göndermeyi tercih ediyorsa emoji yeni çağın iletişim modeli haline gelmiştir; nokta. Peki, nasıl oldu da emoji bu kadar tutuldu? Koskoca Türkiye “nazar boncuğu isteriz de isteriz” diye tutturdu?

Bir emoji bin kelimeye bedel

Emojilerin bir çılgınlığa dönüşmesinin sırrı (her şeyden önce) tek bir resimle çokça şeyi anlatabilmelerinde gizli. Bugünün hızlı şehir yaşamında zamansızlıkla boğuşan, her şeyi seri isteyip seri tüketen insanoğlunun uzun uzun mesajlar yazmaktansa bu tip bir ‘sadeleşmeye’ gitmesi epey anlaşılır bir durum. Öyle değil mi? Sonuçta “ok” yazmak yerine baş parmağını yukarıya kaldırmış el emojisi kullanmanın bile tercih edilir olduğu bir dünyadayız. E çünkü daha pratik. İki kere tuşa basmak yerine bir tuş…

Provo-AIDES

Aslına bakarsanız Instagram’ın popülerliğinin önemli bir kısmı da aynı sebepten besleniyor. Sonuçta Instagram’ın en büyük albenisi bir görsel kullanarak kocaman bir hikaye anlatabiliyor olması. Görsellik iyiyi de, kötüyü de, acıyı da anlatmanın en kolay yöntemi. Geçen haftaki Kristal Elma’da boşuna söylemediler. İnsanların duyularına giden algıların yüzde 70’i gözlerinden geçiyormuş. Aklıma hep 2000’lerin başında gördüğüm, AİDS’in bulaşıcılığı konusunda insanları uyaran o reklam kampanyası geliyor. Reklamdan çok etkilenmiştim. İşte ben Instagram’ın çarpıcılığını tam da bu kareye benzetiyorum. Instagram tek bir fotoğraf ile paragraflarca anlatıma bedel olma sanatı. Emojiler de Instagram çağının tamamlayıcı dili.

emoji

Demokratik, eşitlikçi adımlar

Sonra emoji kısacık mazisine pazarlama anlamında çok doğru adımlar sığdırdı. Bu hamleler onu hızla “vazgeçilmez” mertebesine taşıdı. Dünyada eşitlik kavramının hiç olmadığı kadar prim yaptığı bu dönemde (Christian Louboutin farklı ten renklerine göre 8 ton “nüde” stiletto tasarlar, Barbie tek tip prototipten nihayet kurtulup kilolu, diş telli, engelli…vb bebekleri raflara taşırken) Emoji de bu kulvarı sahiplendi. Sarı emojiler farklı ırklara göre renk buldu. Kız karakterler için gelin ve anne olmanın dışında meslek betimleyen ikonlar çizildi. Bir dip not, kızıl saçlı kız ile kıvırcık saçlı kız emojileri de yola çıktı.

Emoji global bir markanın olmazsa olmazı lokalizasyon dokunuşları için de düğmeye bastı. Yemekler arasına creme brulee, sporlar arasına yoga, taşıtlar arasına tren yolu eklenmesi hep bu döneme denk geldi. Hatta her türlü lobiden bastırdığımız çay bardağı ile nazar boncuğu emoji talebimiz de aynı sebeplerle alevlendi! Emoji o kadar sahiplenilen bir dil oldu ki insanlar kendilerini daha samimi, daha rahat ve daha iyi ifade edebilmek adına yollar aramayı hak buldu. Bu makale için araştırma yaparken öğrendim ki aynı bizim nazar boncuğu gibi ıstakoz da yoğun istek üzerine emojiler arasına dahil edilmeye uygun bulunamamış.

Sanal gerçekliğin ötesinde

Emoji ansiklopedisi tam gaz genişlerken markanın yöneticileri bu “işaretleri” sadece internet dünyasına ait olmaktan çıkarmanın yollarına baktı. 17 Temmuz Dünya Emoji Günü ilan edildi. Bu arada ikonlarla ilgili bir dolu istatistik yayınlandı. Örneğin gülmekten ağlayan surat emojisinin dünya çapında en çok kullanılan ikon olduğunu veya tüm dünyanın en çok emoji kullandığın günün yılbaşı olduğunu bu bildirimlerden öğrendik. En az kullanılan Emoji ise sarı teleferik kabiniydi…

Ardından geçen sene “The Emoji Movie” geldi, emojiler beyaz perdeye indi. Bu sene ise “Emojiland” isimli müzikal New York’ta sahnelenmeye başladı. Film pek iyi eleştiriler almasa da müzikalin akıbeti parlak görünüyor. Buradan çıkartmak istediğim ana fikir emojilerin farklı alanlara entegre edildiği. Diğer bir deyişle, bu ürünün pazarlama alanının bilerek ve isteyerek nasıl genişletildiği.

emoji

Geleceğin emojisi

Peki, emoji hiç mi darbe almadı? Elbette aldı. Örneğin Apple tabanca emojisini klavyesine eklemeyi reddetti. Tabanca, su tabancasına dönüştürüldü. Silah yerine oyuncağı andıran bu hamleyi diğer telefon üreticileri de hızla kucakladı. Benzer şekilde Microsoft sadece orta parmağın havada olduğu el emojisini klavyesinden kaldırttı.

Bu gibi durumların ilerleyen dönemlerde de yaşanabileceğini düşünüyorum. Hatta emoji dünyası genişledikçe kültürler arası farklar ile politik yaklaşımlar markayı daha hassas sıkıntıların ortasına çekebilir. Eşcinsel bir aile portresi bir takım ülkelerin normlarına ters düşerken, dört eşli bir erkeğin betimleneceği bir başka aile portresi de bir diğer ülkede tartışma yaratabilir…   Ancak görsellikle hikaye anlatmayı başardığı sürece emojinin tahtını sallamanın zor olacağına inanıyorum. Üstelik bana sorarsanız gelecek sadece emojilerin değil “me-mojilerin” de devri olacaktır. Instagram’da saçını başını filtrelemeye meraklı insanoğlu mutlaka kendi yüzünü şekilden şekle sokacak, kişiselleştirdiği ikonları arkadaşları ile paylaşacaktır.