Mavi ve Lûgat365 bir araya geldi: “Bazı kelimeler çok Mavi”

PAYLAŞ

Mavi ve Lûgat365 bir araya geldi ve en güzel kelimeler yok olmasın, üzerimizde yaşasın diyerek özel bir koleksiyona imza attı. “Bazı kelimeler çok Mavi” konseptiyle Mavi mağazalarında yer alan tişört koleksiyonunun tanıtımı hayata geçirildi. Mavi, sözcüklerin gücünü ve kıymetini en iyi bilen, işleri kelimelerle oynamak olan 15 yaratıcı metin yazarını bir araya getirerek özel bir fotoğraf ve video çekimine imza attı.

Metin yazarlarına ilk kez bir koleksiyon kapsamında yer veren projede; Aleyna Korkmaz, Arda Erdik, Ayşe Aydın, Berkay Özay, Cem Etyemez, Emrah Karpuzcu, Emre Altundağ, Ertuğ Tuğalan, Gizem Şengüler, Güldeniz Şeşen Bilginer, Mehmet Güney, Nur Yıldırım, Sungun Çalışkan, Ülkünur Arslan ve Yiğit Tümer yer aldı.

 

Metin yazarları, taşıdıkları kelimelerin kendileri için neyi çağrıştırdığını ise şu şekilde açıkladı:

Aleyna Korkmaz

*fevkalade

“Mesaisiz haftasonu, revizyonsuz senaryo…”

Arda Erdik

*seyyah

“Seyyah kelimesini 2018 yılına özel bir cümle içinde kullanayım: Merhaba arkadaşlar. Ben seyyah. Kanalıma hoş geldiniz.”

Ayşe Aydın Erdoğan

*yâren

“Yârensiz insan olmaz. Yâren bizim eksiğimizdir. Kendimizde bulamadığımızdır. İnsan ancak eksiğiyle tamamlanınca tam anlamıyla insan olur. Öbür türlü beşer olduğumuzu düşünüyorum.”

Berkay Özay

*muteber

“Muteber kelimesine biz en çok iş ilanlarında rastlıyorduk. Muteber ajanslarda çalışmış demek saygın ajanslarda çalışmış insan demekti. Güzel bir kelimeydi muteber.”

Cem Etyemez

*seyyah

“Seyyah kelimesi seyahat ile aynı kökten geliyor. Seyahat derken yaz tatiline gitmekten bahsetmiyoruz. Seyyah dünyayı gezmek için yola çıkan, çıktı mı geri gelmek istemeyen, uzun zaman seyahat eden kişiye deniyor. Seyyahlık bi’ alıp başını gitmek, dünyayı dolaşmak. Bi’ geri dönmeme isteği.”

Emrah Karpuzcu

*aklıselim

“Kimse kendine aklıselim diyemez. O bir hayat yolculuğu. Tecrübeyle, bilgiyle, erdemle demlenerek bir hedefe doğru giderken ufukta gördüğünüz, şanslıysanız size atfedilen bir kelime.”

Emre Altundağ

*aklıselim

“Aklıselim olunmaz aklıselim sahibi olunur. Yerine göre delilik yerine göre akıllılık. Sağduyu aynı zamanda sol duyu. Yapay zekanın yenemeyeceği tek akıl.”

Ertuğ Tuğalan

*kadim

“Uzay ve yaradılış ile ilgili şeyler geliyor. Sanki tarihini hatırlayamadığımız, hafızamızdan silinmiş zamana dair bir kelime. Galiba o kadar eski ki şimdilerde anlamını ve ifadesini unuttuğumuz bir kelime.”

Gizem Şengüler

*letâfet

“Arapçadaki lütuf kelimesinden dilimize geçmiş. Çok güzel bir kelime. Eski Türk filmleri gibi. Oradaki Filiz Akınlar, Türkan Şoraylar, Hülya Koçyiğitlerin zarifliği var bence bu kelimede.”

Güldeniz Şeşen Bilginer

*müstesnâ

“Müstesnâ deyince aklıma eski Beyoğlu geliyor. Hanımefendiler, beyefendiler zamanı. Nerede o insanlar dediğimiz insanlar geliyor.”

Mehmet Güney

*kadim

“Kadim, eski anlamına gelse de sadece eskiyi anlatmaz. Yaşanmışlıkları, geçmişi, güzel deneyimleri anlatır. Tınısında hep bir sıcaklık vardır.”

Nur Yıldırım

*divâne

“Divâne renk olsa koyu bir renk olurdu. İçinde bolca tutku var, aşk var, melankoli var. Körü körüne bağlanmak var. Duygu üstü bir durum olduğu için hissiyatı da güzel bir kelime. Çok sevmenin divânelikle bir ilgisi olmalı.”

Sungun Çalışkan

*seyyah

“Seyyah hiç durmayandır. Zaman gibi. Burcu akrep, yükseleni yelkovandır.”

Ülkünür Arslan

*yegâne”

“Yegâne yürek isteyen bir kelime. Öyle kolay kolay söylenemez. Tecrübe ve yaşanmışlık istiyor. Mesela yegâne aşk… Önce bir darbe almalısın ki yegâne aşkımı buldum diyebilesin.”

Yiğit Tümer

*fevkalâde

“Fevkalâde, bende yaptığım mesleğin gerekliliğini çağrıştırıyor. İnsanlarda yaratmak istediğimiz etki. Kelimeleri ne kadar iyi seçersek ve onları ne kadar güzel kullanırsak biliyorum ki insanlara çok fevkalâde bir şekilde o duyguyu geçirebiliriz.”