İthal edilen 4 içerikten biri Türk yapımı

04 Mayıs Cuma günü Polat Renaissance Bosphorus Hotel’de RATEM Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gürsoy, yönetim kurulu üyeleri ve sektör temsilcilerinin katılımıyla “Dünya Bizi İzliyor” konulu basın toplantısını gerçekleştirdi.

Toplantıda, dünyada yapım ve içerikleri izlenen, televizyon yayıncı kuruluş sayısı açısından ilk sırada yer alan Türkiye mercek altına alındı. Medya yatırımlarında televizyon ve radyo payları ile ilgili sektör raporu paylaşıldı. RATEM Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gürsoy, “Türkiye’de bu yıl televizyon yayıncılığının 51. 6 Mayıs 1927’de başlayan radyo yayıncılığının ise 91.yılının kutlandığını söyleyerek sözlerine başladı.

RATEM 1

Paylaşılan sektör raporunda “Televizyon mecrasında dünya genelinde canlı izleme eğiliminin gücünü koruduğu, Avrupa genelinde hem tüm kişilerde hem de gençler arasında izleme oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğunu belirtildi. Dünya genelinde kişi başına düşen günlük televizyon izleme süresi, internet üzerindeki içerik sayısı ve çeşitliliğinin artmasına rağmen, son 25 yılda olduğu gibi 2017’de de değişiklik göstermedi. 2 saat 56 dakikalık bu süre Asya’da 2 saat 25 dakika, Kuzey Amerika’da 4 saat 3 dakika olarak ölçüldü. Bu bölgelerde önceki yıla göre hafif bir düşüş gözlemlenirken Güney Amerika’da yükseliş sürdü, Avrupa’daysa 3 saat 49 dakika ile tarihinin en yüksek günlük izleme süresi ölçüldü.

Türkiye günlük 5 saat 30 dakika televizyon izliyor
Türkiye’deyse 2016 yılında ortalama günlük 4 saat 4 dakika olan televizyon izleme süresinin, Anadolu Ajansı’nın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan derlediği verilere göre 2017 yılında 5 saat 30 dakika oldu.  Araştırmaya göre ilk sırada yer alan Türkiye’yi, 4 saat 25 dakikayla Japonya, 4 saat 21 dakikayla İtalya izliyor.

Dünya genelinde ithal edilen dört içerikten biri Türk yapımı
Dünya çapında yüzden fazla bölgenin televizyon içeriği verileri incelendiğinde, yıllık yaklaşık 8 bin 500 televizyon programı yayınlandığı ve bunların yaklaşık yarısını dizi kategorisinin oluşturduğu görülüyor. Söz konusu kategoride en fazla orijinal yapım üreten ülkeler Hindistan, Çin, Rusya, Nijerya ve Türkiye olarak sıralanıyor.

Dünyada eğlence anlayışının merkezine yerleşmiş olan dizi sektörü giderek güçlü bir ekonomiye dönüşüyor.
Dünya genelinde televizyon kanalları ortalama olarak içeriklerinin yüzde 70’ini kendileri üretmekte, yüzde 30’unuysa diğer ülkelerden ithal ediyor. Söz konusu ithal televizyon içeriklerinin yüzde 25’iniyse Türk yapımlarının oluşturduğu ortaya konuluyor. Kısaca, dünya genelinde ithal edilen 4 içerikten birinin Türk yapımları olduğunu söyleyebiliriz.

2017 yılında dünya genelindeki 48 bölgenin verileri incelendiğinde, 4 bin 100 adet ithal televizyon içeriğinin yayına girdiği gözlemleniyor. Söz konusu yeni içeriklerin en büyük ihracatçısı konumunda, her biri 500’den fazla program sayısı ile ABD ve İngiltere yer alıyor. İçerik ihracatında ilk 5 içindeki diğer ülkeler Fransa, Almanya ve Türkiye olarak sıralanıyor.

Bölgesel tercihlerin ön plana çıktığı televizyon içeriği ihracatında İngiltere, çoğunluğu gerçeğe dayalı programlar olmak üzere programlarının yarısını Kuzey Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. Fransa tekrar eden programlarının büyük çoğunluğunu, aralarında İtalya ve Portekiz’in de olduğu komşu ülkelere satıyor. Türkiye ise, özellikle kurgusal yapımlarını (dizilerini) eşit oranda Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Güney Amerika ülkelerine ihraç ediyor.

Türk dizilerine uluslararası arenada ödül
Türk dizi filmleri, ihracat başarısının yanında kaliteleri ile de ön plana çıkmaya başladı. Televizyon sektörünün en saygın ödüllerinden, ABD’nin New York kentinde düzenlenen, 11 kategoride toplam 18 ülkeden 25 dizinin katıldığı ‘Uluslararası Emmy Ödülleri’nde 2017 yılında Ay Yapım’ın “Kara Sevda” isimli dizisi “En İyi Dizi” ödülünü kazanarak “Emmy Ödüllü İlk Türk Dizisi” unvanını da elde etti.

Türkiye son yıllarda televizyon dizileri dışında çeşitli televizyon formatlarını da diğer ülkelere pazarlayan bir ülke konumuna geldi. Örnek olarak “Gelinim Olur Musun” adlı yarışma programı, İtalya’dan Hindistan’a 30 ülkeye satıldı. İhracat konusunda dizi filmlerin uzağında olsa da Türkiye’nin televizyon formatı pazarlayan bir ülke olma yolunda ilerlediğini göstermesi açısından önemli bir adım sayılıyor.

Bu noktada üstünde durulması gereken diğer bir önemli husus da Türk dizilerinin Türkiye’ye sağlayabileceği ekonomik ve kültürel katkı… Türk dizilerinin 140 ülkede yayınlanıyor olması Türkiye’nin marka değerinin artmasına parayla ölçülemeyecek önemli katkılar sağlıyor.

Diziler Türkiye’nin ve Türk kültürünün dünyaya tanıtımı için önemli bir fırsat
Özgün ve yerli hikâyelerin anlatılması durumunda Türkiye’nin markasının yanında kültür değerlerinin tanıtılmasına da büyük katkılar sunulabilecek. Çoğu ülkede dizilerimizin Türkçe olarak yayınlanması dilimizin tanıtımına büyük katkı sağlayarak, Türkçe öğrenmek isteyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Dünyanın dört bir yanında çok sayıda dizinin düzenli bir biçimde gösterilmesi Türkiye imajının yerleşmesine ve gelişmesine katkı sağlıyor.

Türk dizi ihracatının diğer sektörler üzerinde büyük etki uyandırabilecek potansiyele sahip olduğu da göz ardı edilmemeli. Film turizmi bu noktada önemli bir alan olarak karşımıza çıkıyor.

Turizm potansiyeli yüksek olan ülkemize gelen turist sayılarında yaşanan artışta dizilerimizin etkisi turizm istatistikleri, çekim mekânlarının ziyaret rakamları ve son dönemde gerçekleştirilen düğün turizmi verileri sayesinde açıkça görülüyor.

Medyada yakın dönem beklentileri
Ülkemizde reklam yatırımlarının son bir yıl içindeki büyüme hızı, en çok büyüyen ilk 10 ülke ortalamasının yüzde 46’sı oranında gerçekleşiyor. İçinde bulunduğu Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde reklam harcamaları yüzde 11 oranında artarken, Türkiye’nin büyüme hızı yüzde 8,5’ta kaldı.

Türkiye’de reklam yatırımlarının 2015-2018 arasında yüzde 33,9, 2016-2019 arasında yüzde 24 oranında büyüyeceğini öngörmüştü. Bu yılsa 2017-2020 arasındaki büyüme oranını yüzde 22,5 olarak tahmin ediliyor.

Cari fiyatlarla Türkiye reklam pazarındaki büyüme hızı, küresel yatırımların iki katına yakın bir oranda gerçekleşmiş olmasına rağmen üç yıl önce yüzde 17 seviyesinde olan büyümenin, bu yıl yüzde 6,3’e kadar gerilediği gözlemleniyor.

Küresel reklam yatırımlarında olduğu gibi Türkiye’de de gazete ve dergi mecralarının reklam yatırımlarında düşüş eğilimi sürüyor. Dünya genelinde büyüme oranı yüzde 15’e yaklaşan sinema Türkiye’de yalnızca yüzde 5,3 oranında büyüme kaydetmiş; açıkhavadaysa dünyada yüzde 3 civarında olan büyüme hızı Türkiye’de yüzde 9,4 olarak gerçekleşmiştir.

Dijital mecranın dünya genelinde büyüme hızındaki yavaşlama Türkiye’de gözlemlenmiyor. Mecra reklam yatırımları yüzde 20 civarında arttı. Ancak halen televizyon mecrası yatırımlarının yaklaşık yarısı tutarında.

Öte yandan, televizyon ve radyo mecralarındaki yatırımlar bu yıl küresel çapta sabit kalırken Türkiye’de televizyon mecrası yatırımları yüzde 4,2, Radyo mecrası yatırımlarıyla yüzde 6,5 oranında büyüdü.

Radyo ve televizyonda reklam harcamaları
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) verilerine göre Türkiye radyo mecrası gelirleri 2017’de bir önceki yılın büyüme oranının üzerinde yüzde 5,5 oranında büyüdü. Lisans tiplerine bakıldığında büyümenin yalnızca ulusal televizyonlar ve yerel televizyonlarda olduğu gözlemleniyor. Ulusal kuruluşlar geçen yılki büyüme oranı olan yüzde 11’i yakalayamadı, yüzde 8 civarında oldu. Yerel televizyonlarsa gelirlerini yüzde 20 artırdı.

Soru – cevap ve temennilerin ardından 6 Mayıs Türkiye Radyo yayıncılığının 91. yılını kutlamak için pasta kesimiyle son bulan toplantıda, sektör temsilcileri günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdiler.

İLGİLİ HABERLER