“GSM operatörleri telefon pazarında tekel yaratıyor”    

General Mobile’ın 2018 yılını değerlendirdiği ve 2019 yılı hedeflerini açıkladığı toplantı General Mobile Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Akıllı telefon pazarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Yaman: “GSM operatörleri tüketici kredisi uygulama gücüne ve ayrıcalığına sahip. Taksit öyle bir güçtür ki, bu ayrıcalıklı güç sayesinde operatörler en çok parayı veren cep telefonu markasına büyüme avantajı sağlarken, diğerlerine ise yaşam şansı tanımıyor. Bu durum pazarın iki marka liderliğinde tekeleşmesine doğru ilerliyor” dedi.
“Daha da vahimi, satış noktalarındaki çalışanlar, yüksek hedefleri yakalamak için adil rekabete aykırı şekilde diğer markaların ürünlerini tüketiciye kötülüyor” diyen Yaman’ın bu nedenle yakın zamanda Vodefone ile olan işbirliklerini noktaladıklarını belirtti.

General Mobile Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman’ın toplantıda yaptığı açıklamalardan satır başları şöyle:

Türkiye pazarında tekelleşmeye doğru gidiliyor

  • Dünyada 2018’de 1.9 Milyar adet cep telefonu satıldı.
  • Türkiye’de 2017’de 11.7 Milyon adet satış gerçekleşen akıllı telefon pazarı, 2018’i 10.9Milyon adet ile yüzde 9 daraldı.
  • Türkiye’de 2017’de 22.3Milyar TL olan akıllı telefon pazarı, 2018’i 24.5Milyar TL ile yüzde 10 artışla kapattı.
  • Dünyada yerel üreticilerin pazar payı yüzde 42, Türkiye’de yüzde 5 seviyesinde. Türkiye’de marka çeşitliliği azaldı, pazarda tekelleşmeye doğru gidiliyor.
  • General Mobile bugün Türkiye’nin ilk 4 markasından birisi.  2018 yılında yüzde 35 büyüyerek 1 Milyon adet akıllı telefon satışını gerçekleştirdik,  700 Milyon TL ciroya ulaştık. 2018 yılında 100.000 adet yurtdışına satış yaptık, 50 Milyon TL’lik ihracat gerçekleştirdik. Toplam satışlarımızın yüzde 10’u, ciromuzun da yüzde 7’si ihracat kanalıyla 33 ülkede gerçekleşti.

Yerli markaların büyümesinin önünde iki büyük engel var

  • Türkiye’nin uluslararası pazardaki yerini sağlamlaştırmasının tek yolu, öz kaynaklarla teknoloji geliştirmek ve ihraç etmekten geçiyor. Dolayısıyla yerli üretim Türkiye’nin teknoloji ülkesi olmasında kritik bir öneme sahip. Biz de bu amaçla Türkiye’de üretim gerçekleştiriyoruz. Ancak yerli üretimin de önünde birtakım engeller ve tehlikeler var. Sadece yerli markalar değil, yabancı markalar için de adil bir rekabet ve yatırım ortamının sağlanmasının önündeki en önemli iki engel henüz kalkmadı. Bu engeller şunlardır:
  1. Tüketici Kredisi uygulaması gücüne sahip olan GSM operatörlerinin pazarı domine etmesi
  2. Gümrük beyanlarında adaletsizlik

1- Tüketici Kredisi uygulaması gücüne sahip olan GSM operatörlerinin pazarı domine etmesi: 

  • GSM operatörleri tüketici kredisi uygulama gücüne ve ayrıcalığına sahip. Taksit öyle bir güçtür ki, bu ayrıcalıklı güç sayesinde operatörler en çok parayı veren cep telefonu markasına büyüme avantajı sağlarken, diğerlerine ise yaşam şansı tanımıyor. Bu durum pazarın iki marka liderliğinde tekeleşmesine doğru ilerliyor.
  • Kredi kartına taksit yasağı sonrası GSM operatörleri piyasa şartlarını belirleyecek ölçüde geniş bir satış ağına sahip oldu. Operatörler, distribütörlerine ve bayi ağına dilediği ürünü dilediği şartlarda sattırma (hedeflendirme, primlendirme vb.) ayrıcalığına da sahip oldu. Çünkü tüketiciler mevcut piyasa koşullarında cep telefonlarına ancak taksitle erişebiliyor.
  • Eğer kredi kartına taksit açılır ise; tüm markalar, tüm satıcılar eşit rekabet şartlarına erişebilir.  Tüketicinin taksit erişimi kolaylaşır. İki büyük marka dışındaki yerli yabancı tüm markalar da hayat bulur. Marka çeşitliliği ve rekabet oluşur.  Bu durum herkesin lehinedir. Operatör ve üç zincir kanalın yönetiminde tekelleşen satış noktaları, her ne kadar tüm markaları bulundurup satıyor ve adil rekabet ortamı varmış gibi görünse de, GSM operatörlerinin yönlendirdiği markaları satıyor. Daha da vahimi, satış noktalarındaki çalışanlar, yüksek hedefleri yakalamak için adil rekabete aykırı şekilde diğer markaların ürünlerini tüketiciye kötülüyor.
  • Bu durum tüketicinin de yanıltılmasına sebebiyet veriyor. Operatörlerin, peşin fiyatına 12 taksit kampanyaları gerçeği yansıtmıyor, tüketiciyi yanıltıyor. Çünkü aynı ürün yüzde 40’a varan daha ucuz fiyat ile, Operatör kanalı dışındaki diğer kanallarda satılıyor.

2- Gümrük beyanlarında adaletsizlik: 

Gümrük beyanlarının maktu ÖTV seviyesinde kümelendiği görülüyor. Özellikle kademeli ÖTV yasası sonrasında, markalar arasında vergi beyan uçurumu giderek arttı. Örneğin; son kullanıcı fiyatı 2.000 TL ve 5.000 TL olan ürünler, gümrükte birbirine çok yakın fiyatlarda beyan ediliyor ve bu beyan üzerindeki fiyata göre vergilendiriliyor.

Çözüm ise, öncelikle gümrüklerin tüm markalar ve sektör için eşit ve şeffaf hale getirilmesidir. Adil rekabet şartlarını sağlayan ülkelerde benzerlerinin görüldüğü gibi, perakende fiyatına atıfta bulunan bir vergilendirme sistemi oluşturulmalı.

 

İLGİLİ HABERLER