Anti-islamofobi ilacı: Muhammed Salah

Araştırmacılar, Liverpool F.C. taraftarı 8 bin 60 kişinin attığı 15 milyon “tweet”i incelemişler. Analize göre takıma Muhammed Salah’ın katılmasıyla Liverpool taraftarlarının Müslümanlarla ilgili olumsuz tweetler’i yarı yarıya azalmış.

Bir ay kadar önce. Tam tarihiyle 31 Mayıs 2019 günü bir makale yayınlandı. Dünya­nın iki önemli üniversitesinin, Stanford’un ve Zürich’teki ETH’nin ortak bir projeleri olan Immigration Policy Lab çerçevesinde yayınlanmış bir çalışma sonucu bu…

Makalenin adı ve alt başlığı çok çarpıcı: “Can Exposure to Celebrities Reduce Prejudice? The Effect of Mohamed Salah on Islamophobic Behaviors and Attitudes” (Şöhret­lerin Ortaya Çıkması Önyargıları Azaltır mı? Muhammed Salah’ın İslamofobik Davranış ve Tutumlar Üzerinde Et­kisi)…

Makale, Stanford Üniversitesi’nden dört imzayla yayın­lanmış: Ala’Alrababa’h, William Marble, Salma Mousa, Alexandra Siegel.

Araştırmacılar Liverpool F.C. taraftarı 8 bin 60 kişinin at­tığı 15 milyon “tweet”i incelemişler. Analize göre takıma Muhammed Salah’ın katılmasıyla Liverpool taraftarla­rının Müslümanlarla ilgili olumsuz tweetler’i yarı yarıya azalmış.

Liverpool’un çıktığı Merseyside bölgesinde nefret suçları­nın da yüzde 18,9 oranında azaldığını tespit etmişler. Di­ğer suç türlerindeyse benzer bir düşüşe rastlanmamış.

Araştırmacılar olumsuz davranışların insanların İslami­yet’i tanımaya başlamalarıyla olumlu yönde değiştiğini tespit etmişler.

Araştırmanın detayına arama motorları vasıtasıyla ulaş­mak mümkün.

Salah sadece Liverpool taraftarlarını etkilemekle kalmadı. Bilindiği üzere Time dergisi onu “dünyanın en etkili 100 kişisi”nden biri seçerek kapağına da taşıdı.

Benim küçük oğlum Alinihat, Salah’ın büyük hayranı… Sa­dece aynı gün doğdukları için değil, aynı zamanda Batılı­larla son derece sempatik ilişkiler kurmasına rağmen ken­di inançlarından en ufak bir taviz vermemesinden… Yani aslını inkâr etmemesinden, onurlu davranabilmesinden.

Tabii ki mesleğini bu kadar iyi icra edememiş futbolu usta­lık düzeyinde oynayamamış olsaydı bu beşerî işlevi yerine getirebilir miydi bilemeyiz… Ancak şunu biliyoruz ki siz kendinize karşı saygılı olduğunuz zaman, size karşı önyar­gılı olanlar bile size saygı ve sevgiyle davranıyorlar.

Nedir bu babaların çektiği

Anneler Günü’nde yıkılır orta­lık. Reklamlar, çok özel filmler, AVM’lerde alışverişi tetikleye­cek kampanyalar, abartılı bir duygusal­lık… Tweetler, Instagram mesajları, Fa­cebook postları tükenmez, bitmez…

Peki, Babalar Günü’nde ne olur?

Sönük mü sönük bir kutlama. Aletli jim­nastikteki zorunlu hareketler kabilinden bir iki hatırlanma, mesaj falan…

Şımarıklık etmeyeyim. Bizimkiler sağ olsunlar Anneler Günü kadar olmasa da Babalar Günü’nü de gelişmiş bir vefa duygusuyla kutlarlar.

Çok da haksız değiller galiba. Çünkü AÇEV’in 2017 yılında yaptırdığı “Tür­kiye’de İlgili Babalık ve Belirleyicileri Araştırması”na göre; Türkiye’de baba­ların yarısı çocuklarını hiç tuvalete gö­türmüyormuş, yüzde 36’sı hiç altını de­ğiştirmiyormuş, yüzde 35’i çocuğunun tırnaklarını hiç kesmemiş…

Hâl böyleyken Kiğılı son derece cesaret yüklü bir işe kalkışmış… Biraz da risk al­mış… Babalar Günü konulu bir reklam filmi yaptırmış. Senaryo, çocukların er­gen davranışlarıyla babalarını üzmeleri ekseninde gelişiyor. Şu ergenlik mesele­si zaten ne hikmetse günümüzde iki ya­şında başlayıp neredeyse 25-30 yaşına kadar devam ediyor. Ve de fonda Müs­lüm Baba’nın seslendirdiği “Affet Beni” parçası… Tuna Kiremitçi’nin damardan sözleri, babanın beni benden alan yoru­mu…

Her şey tamam da anneye-babaya di­renç göstermenin doğal olduğu yaşlar­daki reaksiyonları yüzünden gençler ba­balarında neden özür dilesinler ki?

Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur diyorsanız, babanıza gençliğinizde gös­terdiğiniz dirençten dolayı hafif de olsa bir suçluluk duygusu içinizi kaplıyorsa bu reklam filmi size bir tedavi yöntemi gibi gelebilir.

İçindekinin içindeki

Başlıktaki söz tabii ki bana ait değil. Mevlâ­na hazretlerinin ünlü eserinin adı: “Fîhi Mâh Fîh”… Nereden nereye?..

Gazeteye bir basın bülteni gelmiş. Deniyor ki Türk Ta­bipler Birliği (TTB) üyelerini, Temmuz ayında İstan­bul’da düzenlenecek “Smoke-Free İstanbul Diyalogları” adlı toplantıya katılmamaya çağırmış. Şimdi, bu habe­rin “içindekinin içindekine” bir bakalım.

TTB neden bu toplantıyı boykot etmiş?

Çünkü toplantıyı düzenleyen “Dumansız Dünya Vakfı”nı finanse eden Philip Morris International şirketiymiş…

Çok güzel. Aferin. Peki, Philip Morris International şir­keti ne kadar zamandır bu vakfı finanse ediyormuş?

Tam 12 yıldır.

Peki, 12 yıldır, yılda kaç paracık ödüyormuş?

Yılda tam 80 milyon dolar.

Bu sigara şirketleriyle kimse baş edemez. Hem inanıl­maz inovatifler (bkz. Apple’a tasarlatılmış muhteşem elektronik sigaralar) hem de devlete ödedikleri çok yüksek vergilerle çeşitli sanayi dallarını çok kuvvetli bir şekilde destekliyorlar. Bazılarına da bu durumu seyret­mek düşüyor.

 

İLGİLİ HABERLER